SOAKED in Turkish translation

[səʊkt]
[səʊkt]
sırılsıklam
all wet
wet
soaked
soaking wet
drenched
head over heels
soggy
sodden
ıslatılmış
ıslanmış
to get wet
batırılmış
dipped in
soaked in
submerged
islanmış
to get wet

Examples of using Soaked in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your ass is gonna get wet. It's already soaked.
Kıçın ıslanacak. Sırılsıklam oldu bile.
If you were Klapper, you would have been soaked.
Şayet, Klapper sen olsaydın, ıslanmış olurdun.
Unless it rains… then we're like, Oh, look, I'm soaked.
Yağmur başlayınca da Şuna bak, sırılsıklam oldum.
And he was soaked in fuel. He was frapped in his car ups/de down.
Ters yatan aracının içinde sıkışmıştı… ve benzinden ötürü sırılsıklam olmuştu.
He was trapped in his car upside down, and he was soaked in fuel.
Ters yatan aracının içinde sıkışmıştı… ve benzinden ötürü sırılsıklam olmuştu.
You're soaked. It's terrible out there, isn't it?
Dışarıda hava berbat, değil mi? Sırılsıklam olmuşsunuz?
This is gonna be fun, don't you think? They're soaked.
Çok eğlenceli olacak değil mi? Sırılsıklam olmuşlar.
Look, please, my son is soaked with black rain.
Bak, lütfen oğlum Kara yağmurdan sırılsıklam oldu.
I am so soaked, my dress is pasted right onto me.
O kadar ıslandım ki elbisem her tarafıma yapıştı.
You're soaked.-Thanks.
Teşekkürler. -Sırılsıklam oldun.
They soaked us.
Bizi ıslattılar.
You soaked her.
Sende onu ıslattın.
Anyway, soaked my shoulder in the hot tub at the gym, but it's still sore.
Neyse, omzumu jimnastik salonundaki jakuzide ıslattım ama hala ağrıyor.
You two are soaked!
İkiniz iyice ıslandınız.
Soaked in blood.
Kanıyla ıslanarak.
Buttons are chewed to produce the effects or soaked in water to drink.
Sürgünler meskalinin efektlerini üretmek için çiğnenir ya da içkiler için suda ıslatılır.
You will be soaked. So what?
Ne olmuş?- Islanacaksın!
That chair was… soaked with sweat.
O sandalye terden sırılsıklamdı.
Soaked in blood Soaked in blood.
Kanıyla ıslanarak.- Kanıyla ıslanarak.
Broke into my locker, soaked my stuff. What else?
Dolabımı açtılar, eşyalarımı ıslattılar. Başka?
Results: 201, Time: 0.0794

Top dictionary queries

English - Turkish