SPREE in Turkish translation

[spriː]
[spriː]
seri
serial
series
mass
spree
spree
çılgınlığı
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
cümbüşüne
a riot
a blast
revelry
hijinks
on a bender
orgies
gonna have a spree
merriment
alemini
world
binge
a shadowland
all
çılgınlığını
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
serisi
serial
series
mass
spree
çılgınlığına
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
çılgınca
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
cümbüşü
a riot
a blast
revelry
hijinks
on a bender
orgies
gonna have a spree
merriment

Examples of using Spree in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A shopping spree? A trip to Bermuda?
Çılgınca alışveriş, Bermudaya yolculuk,
And that could have been the triggering incident for his abduction/murder spree.
Ve bu onun kaçırma/ cinayet çılgınlığını… tetiklemiş olabilir.
Mary went on a shopping spree after coming into some money.
Mary servete konduktan sonra bir alışveriş çılgınlığına devam etti.
Maybe we should start with a murder spree in Los Angeles.
Belki de, Los Angelesda bir cinayet serisi başlatmalıyız.
The spree is the end game
Seri son oyun
We need a mother-daughter shopping spree.
Anne kız mağaza mağaza dolaşıp alışveriş çılgınlığı yapmalıyız.
The division received a dubious designation"Army Group Spree.
Tümen, kuşkulu bir atama ile'' Spree Ordu Grubu'' adını aldı.
Some online gambling-- Shopping spree, a trip to Bermuda.
Çılgınca alışveriş, Bermudaya yolculuk, internette kumar oynamak.
The gypsy crime spree.
Çingene suçları serisi.
Spree killers lose their focus over time.
Seri katillerin zamanla dikkatleri dağılıyor.
then start your killing spree.
sonra başla. Öldürme çılgınlığı.
Level of the Havel and the Spree.
Havel ve Spree seviyesi.
The spree shooting at the City Surveyor's Office.
Şehir planlamacısının ofisinde çılgınca ateş edilmişti.
So you want to explain to me how your murder spree is my fault?
Öyleyse bana senin seri cinayetlerinin nasıl benim suçum olduğunu mu açıklamak istiyorsun?
Big shopping spree.
Büyük alışveriş çılgınlığı.
Don't get me wrong… but that just sounds like a murder spree.
Sakın beni yanlış anlama ama… seri cinayetler gibi geliyor kulağa.
This murder spree may be the ultimate game. In the killer's head.
Katilin kafasında Bu cinayet çılgınlığı nihai oyun olabilir.
You have each won $1,000 shopping spree at Fabric Planet.
Her biriniz Fabric Planette,$ 1,000 değerinde alışveriş çılgınlığı kazandınız.
A shopping spree.
Alışveriş çılgınlığı.
How was the birthday shopping spree?
Doğum günü alışveriş çılgınlığı nasıldı?
Results: 135, Time: 0.271

Top dictionary queries

English - Turkish