STEADILY in Turkish translation

['stedili]
['stedili]
sürekli
always
all the time
keep
constantly
continuous
continually
permanent
consistently
repeatedly
perpetual
durmadan
keep
always
and
nonstop
stop
all the time
constantly
straight
endlessly
all
giderek
and
increasingly
gradually
steadily
more
more and more
are getting
going
became
grows
düzenli olarak
regularly
on a regular basis
routinely
periodically
methodically
steadily
constantly
's a regular
religiously
systematically
gittikçe
and
increasingly
more and more
gradually
more
gettin
it will get
steadily
is getting
becoming
istikrarlı bir şekilde
durmaksızın
nonstop
constantly
and
endlessly
non-stop
without stopping
ceaselessly
relentlessly
steadily
kept
sabit hızla
at a constant velocity
steadily
at constant speed
sabit bir şekilde
yavaş yavaş
slowly
gradually
slow
gently
easy
softly

Examples of using Steadily in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
If they're too steep, they will incinerate in the steadily thickening air.
Çok dik girerlerse, gittikçe kalınlaşan hava yakıp kül eder.
Pyarelalji paced ahead of the group with much enthusiasm… As they slowly and steadily climbed higher.
Yavaşça ve istikrarlı bir şekilde, Grup daha yüksek tırmandı.
Has been fading steadily For a half million years.
Sabit hızla solmakta. Bu sistemdeki güneş yarım milyon yıldır.
The space is gonna steadily fill with that gas.
Alan sabit bir şekilde gazla dolacak.
In the United States the unit price of insulin has increased steadily from 1991 to 2014.
Amerika Birleşik Devletlerinde insülinin birim fiyatı 1991den 2014e kadar düzenli olarak artmıştır.
Since then the number of new residential neighborhoods has increased steadily.
O zamandan beri yeni yerleşim mahallelerinin sayısı giderek artmıştır.
Today our own lights eclipse the darkness and spread steadily each day.
Bugün ise kendi ışıklarımız karanlığı gölgede bırakıyor ve her gün durmadan dağıtıyor.
Let's deprive him of his power slowly and steadily.
Gücünü yavaşça ve istikrarlı bir şekilde bitirelim.
I'm working more jobs… and steadily preparing myself.
Şu an daha fazla işte çalışıyor ve yavaş yavaş hazırlıklarımı yapıyorum.
The sun in this system has been fading steadily for half a million years.
Bu sistemdeki güneş yarım milyon yıldır, sabit hızla solmakta.
The university's endowment has decreased steadily over the last ten years.
Üniversitenin bağışı son on yılda giderek azalmıştır.
but the noise steadily increased.
Ses durmadan yükseliyordu.
Maynard's sweets grew steadily and was launched as a company in 1896.
Maynardın tatlıları istikrarlı bir şekilde büyüdü ve 1896da bir şirket olarak piyasaya çıktı.
Since then, the number of entries has increased steadily.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.
Vietnam's significance was steadily receding.
Vietnamın önemi giderek azalıyordu.
His haemoglobin counts are dropping steadily.
Hemoglobin miktarı durmadan düşüyor.
Has been fading steadily For a half million years.
Bu sistemdeki güneş yarım milyon yıldır, sabit hızla solmakta.
And steadily preparing myself. I'm working more jobs.
Şu an daha fazla işte çalışıyor ve yavaş yavaş hazırlıklarımı yapıyorum.
Anne worked hard and steadily.
Anne sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalıştı.
Ned, please, you have been drinking steadily since 8:00.
Lütfen Ned, saat sekizden beri durmadan içiyorsun.
Results: 210, Time: 0.0716

Top dictionary queries

English - Turkish