GIDEREK in English translation

and
ve
ayrıca
peki
edip
hem
sonra
ise
arasında
increasingly
giderek
gittikçe
giderek daha fazla
daha
gitgide
artan
artarak
gitgide daha
başladı
giderek artan bir şekilde
gradually
yavaş yavaş
giderek
gitgide
gittikçe
azar azar
kademeli olarak
zamanla
aşamalı olarak
dereceli olarak
tedricen
steadily
sürekli
durmadan
giderek
düzenli olarak
gittikçe
istikrarlı bir şekilde
durmaksızın
sabit hızla
sabit bir şekilde
yavaş yavaş
more
daha
artık
fazla
çok
dahası
more and more
daha da
gittikçe daha çok
gittikçe
daha ve daha fazla
gitgide daha fazla
gitgide
giderek
daha da fazla fazla
artık giderek daha fazla
going
git
gidin
gidip
gidelim
yürü
gideriz
bakalım
dönün
gir
became
olmak
olur
dönüşür
haline
olurlar
dönüş
grows
büyür
büyüyen
büyüyüp
yetişir
yetişen
yetişiyor
büyütmek
gittikçe
büyümesini
yetiştiği
keeps getting

Examples of using Giderek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
BiPAP makinesi Nathanın nefes almasına yardım ediyor ama diyaframı giderek zayıflıyor.
The bipap machine is helping Nathan breathe, but his diaphragm is steadily weakening.
Giderek kolaylaşır ama.
It will get easier eventually.
Giderek garipleşiyor. Jesse ve Jade soruşturması.
The Jesse and Jade case keeps getting weirder and weirder.
Giderek, Venüs kendini ortaya koyuyor.
Progressively, Venus asserts herself.
Gittikçe hızlanarak, giderek yoğunlaşarak, ta ki.
Faster and faster, getting more intense, until.
Renfieldin durumu giderek daha da ilginç hale geliyor.
The case of Renfield grows more interesting.
Profesörün fiziksel bir acısı yok gibi ama giderek güçten düşüyor.
The Professor appears to be in no physical pain, yet he is weakening steadily.
Bütün bu'' ayağa kalk ve selam ver lafları giderek daha anlamsız hâle geldi.
All this talk of”stand up and salute became more and more pointless.
Ama acısı… giderek daha katlanılmaz oluyor.
It just keeps getting worse. But the pain.
Senden giderek hoşlanmaya başladım.
I like you more and more.
Giderek kolaylaşacak.
It will get easier.
Desteklerinizden ötürü… Ulusumuz giderek güçleniyor.
Support such as yours is how our nation grows in strength.
Olimpiyatlardan önce Rusyadaki popülerlik oranı yıllardır giderek düşüş hâlindeydi.
Before the Olympics, his popularity rating in Russia had been falling steadily for years.
Kullanım düzeyleri diğer ülkelerde artarken, bu tablo giderek değişmiştir.
This picture has progressively changed, as levels of use rose in other countries.
Üzerlerine obüsler yağarken bile; mektuplar giderek daha samimi olmuş.
As bombs rained down, his letters became ever more intimate.
Batıda ne olursa olsun… sonunda giderek doğuya benzedi.
Eventually came to look more like the East. What happened was the West.
Tanrım, giderek daha da rahatsız edici bir hâl alıyor.
God, this just keeps getting more and more uncomfortable.
Giderek bir sokak haydutu gibi hissediyorum.
More and more, I feel like a street thug.
Umuyorum ki, kalp kasları giderek güçlenecektir.
Hopefully his heart muscle will get stronger.
Git hadi. ortalık giderek daha da aydınlanıyor.
Now be gone. More light and light it grows.
Results: 1691, Time: 0.0896

Top dictionary queries

Turkish - English