STEERING in Turkish translation

['stiəriŋ]
['stiəriŋ]
direksiyon
wheel
steering wheel
driving
am steering
handlebar
i̇cra
executive
perform
execution
enforcement
foreclosure
performance
exercised
practicing
dümen
helm
rudder
conn
scam
steering
wheel
kullanan
servant
bondman
worshiper
slave
a votary
to serve
to worship
yönündeki
direction
way
bearing
aspect
heading
orientation
directionality
steer
navigation
side
direksiyonu
wheel
steering wheel
driving
am steering
handlebar
icra
executive
perform
execution
enforcement
foreclosure
performance
exercised
practicing
direksiyonun
wheel
steering wheel
driving
am steering
handlebar
dümeni
helm
rudder
conn
scam
steering
wheel

Examples of using Steering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Jeremy's Porsche's got passive rear-wheel steering.
Jeremynin Porschesinde pasif arka teker direksiyonu var.
Steering them. Alpha: My people are among them.
Halkım onların arasında onları yönlendirmek.
Steering them. My people are among them.
Benim insanlarım onların arasında… onları yönlendiriyor.
Computer, access manual steering column.
Bilgisayar, manuel dümen kolonunu çıkart.
Can I apologize again for steering you wrong with that code breaker?
Kod-kırıcı konusunda sizi yanlış yönlendirdiğim için tekrar özür dileyebilir miyim?
I really feel like I should be steering.
Direksiyonda benim olmam gerektiğini düşünüyorum.
Stop steering me around.
Beni yönlendirmeyi bırak.
Steering has several nonlinear effects… saturation, dead-zone, rate-limiting.
Dümenin doğrusal olmayan bir sürü etkisi var. Bombardıman, ölü mıntıka, sınırlama.
You're positive that wasn't Ron steering that riverboat?
Tekneyi kullananın Ron olmadığından eminsin, değil mi?
It is about steering the ship.
Geminin dümeninde olmakla alakalı.
Steering has several nonlinear effects-- saturation, dead-zone.
Dümenin doğrusal olmayan bir sürü etkisi var.
I'm helping, whispering in his ear, steering him.
Yardımcı oluyorum, kulağına fısıldıyorum onu yönlendiriyorum.
It's like steering an asteroid runner with a bad axis coil.
Kötü bir eksen bobini ile bir asteroidi kullanıyormuş gibiyim.
GUIDANCE. at two minutes.- Waiting for GUIDANCE steering.
REHBER.- REHBER 2 dakikaya yönlendirecek.
Waiting for GUIDANCE steering at two minutes.
REHBER 2 dakikaya yönlendirecek.
And you haven't been steering anything.
Sen de hiçbir şeyin dümeninde değilsin.
I think lust is capable of steering humans in directions they never knew possible.
Şehvetin, insanları varlığını hiç bilmedikleri yönlere yönlendirebileceğini düşünüyorum.
It's just a little steering difficulty.
Sadece küçük bir dümen sorunu.
This is from the steering system.
Bu hidrolik sisteme ait bir hortum.
Good steering today, Josh.
Bugün iyi idare ettin, Josh.
Results: 233, Time: 0.0715

Top dictionary queries

English - Turkish