SURPRISINGLY in Turkish translation

[sə'praiziŋli]
[sə'praiziŋli]
sürpriz bir şekilde
i̇lginç bir şekilde
ilginç derecede
sürpriz derecede
şaşırtıcı olmayan
şaşırtıcı derece

Examples of using Surprisingly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's wheat-free, gluten-free, sugar-free, and surprisingly moist.
Buğday, nişasta, şeker yok ve ilginç bir şekilde sulu.
Surprisingly, it was a first novel that was the big hit that fall.
Sürpriz bir şekilde, o sonbaharın büyük hiti, bir ilk kitap olacaktı.
And surprisingly, sometimes, the reality surpasses imagination.
Şaşırtıcı da olsa kimi zaman gerçeklik hayal gücünü gölgede bırakır.
That is surprisingly plausible!
Bu şaşırtacak derecede mantıklı!
Surprisingly lucid.
İlginç derecede lusid.
Surprisingly good.
Şaşırtacak derecede başarılıydı.
You see, our family has a surprisingly progressive tradition.
Biliyor musun, ailemizin oldukça yenilikçi bir geleneği var.
Surprisingly, snow here never melts.
Şaşırtıcıdır ki, burada kar erimez.
Surprisingly, no.
Süprizleri, hayır sevmiyorum.
If you talk to her directly and honestly, she can be surprisingly open-minded.
Onunla içtenlikle ve dürüst bir şekilde konuşursan gayet de anlayışlı olabilir.
Her English was surprisingly good.
İngilizcesi şaşılacak kadar iyiydi.
Kacey and Dom have a surprisingly romantic history together.
Kacey ve Domın şaşırtacak kadar romantik bir geçmişleri vardı.
You know, I actually get a kick out of you, surprisingly.
Biliyor musun, ilginçtir ki beni eğlendirdin.
The art of abduction is surprisingly difficult.
Kaçırma sanatı oldukça zor bir iştir.
You look surprisingly well, sir.
Sürpriz şekilde iyi görünüyorsun bayım.
Arrows are surprisingly slow.
Oklar şaşırtacak kadar yavaş.
And Emery… well, Emery's doing surprisingly well.
Ve Emery… Emery şaşılacak şekilde iyi idare ediyor.
Surprisingly, I'm a bit horrified as well.
Şaşırdım, biraz da dehşete düştüm.
You have a surprisingly big dick.
ޞaşırtıcı derecede büyük bir aletin var.
Surprisingly spacious, with attractive views.
Umulmadık şekilde geniş, güzel manzaralı.
Results: 878, Time: 0.0602

Top dictionary queries

English - Turkish