Examples of using Olsa in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Raina olsa birçok şeyi farklı yapardı, Tariq.
Dün olsa bu kafama doğru uçarak gelen taşak olurdu.
Ne de olsa yasal ekibimin parçası, değil mi?
Birileri beni öldürmeye çalışıyor olsa, ben de onları öldürmeye çalışırdım.
Japonlar olsa onu ölüme terk ederlerdi… ama Giltoy onu yüreklendirdi.
Öyle olsa Victoria van Gale şimdiye dek bir şey söylerdi.
Ne kadar farklılıklarımız olsa da şimdi beni dinlemek zorundasın.
Yerinizde başka biri olsa, müvekkilin ve sen Henrynin nerede olduğunu söylerdin.
Oyun oynuyor olsa bile, ailesini seviyor.
Oyun oynuyor olsa bile, ailesini seviyor.
Baban olsa bu etkinliği ne kadar seveceğini… düşünmekten kendimi alamıyorum.
ölmüş olsa da.
Yol vergisi. Ne de olsa yollar size ait.
Özür dilerim. Eğer o benim kölem olsa, onu çarmıha gererdim!
Halen çok özel. Dövülmüş ya da vurulmuş olsa bile.
Halley çok uzakta, hala hayatta olsa bile.
Yine de yaşayacak. Bana inanan, ölmüş bile olsa.
Kim ki bana inanır, ölmüş bile olsa… yine de yaşayacaktır.
Keşke benim de bu kadar yastığım olsa.- Bilmiyorum.
Keşke Tolkienin gizli hayatı bende olsa, ha Geoff?