SWINGING in Turkish translation

['swiŋiŋ]
['swiŋiŋ]
sallanan
the raft
release
let
unleash
swinging
the whole weird swinging
sallayıp
and
waving
shake
swinging
just
and wag their
savurmaya
throwing
making
to hurl
to scatter
to blow
to swing
savrularak
sallandırmış
yumruk atmaya
to punch
to take a swing
sallanmaya
the raft
release
let
unleash
sallanıyor
the raft
release
let
unleash
sallanarak
the raft
release
let
unleash

Examples of using Swinging in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Keep swinging.
Sallanmaya devam.
I will be swinging here.
Burada sallanıyor olacağım.
I started moving around to the music, swinging my hips. It sounded good.
Sesi güzeldi. Müziğe göre hareket etmeye, kalçamı sallamaya başladım.
Twilight comes swinging.
Alacakaranlık sallanarak geliyor.
Swinging, swaying.
Sallanıyor, salınıyor.
Started swinging.
Sallanmaya başladım.
It sounded good. I started moving around to the music, swinging my hips.
Sesi güzeldi. Müziğe göre hareket etmeye, kalçamı sallamaya başladım.
Hasbro came out swinging and beat back the competition.
An2} Hasbro sallanarak geldi ve rekabeti bastırdı.
Keep swinging, Simon.
Sallanmaya devam et, Simon.
That's an actual man in a suit swinging through the streets of New York.
Kostüm içinde gerçek biri New York caddelerinde sallanıyor.
started swinging at me like a goddamn animal.
hayvan gibi üstüme sallamaya başladı.
Are you ready to go do some swinging?
Gidip biraz sallanmaya hazır mısın?
Sugar, we're going down swinging♪♪ Take back what you said♪.
Tatlım, iniyoruz aşağı sallanarak Sözlerini geri al.
Fellow's in his bathroom, swinging from an electric cord.
Adam banyosunda, elektrik kablosunda sallanıyor.
You can't keep swinging from high to low without something bad happening.
Kötü şeyler olmadan aşağı yukarı sallanmaya devam edemezsin.
Spider-Man. he shoots webs out of his wrists. and he goes swinging around?
Bileğinden örümcek ağları atıp sallanarak dolaşır ya?
Swinging the sails, of my ship.
Gemimin yelkenleri sallanıyor.
Now pipe down and start swinging.
Şimdi kesin sesinizi ve sallanmaya başlayın.
And I will be swinging next to you.
Ben de yanında sallanıyor olacağım.
You're walking with both arms swinging.
İki kolun sallanarak yürüyorsun.
Results: 275, Time: 0.0819

Top dictionary queries

English - Turkish