TO CREATE SOMETHING in Turkish translation

[tə kriː'eit 'sʌmθiŋ]
[tə kriː'eit 'sʌmθiŋ]
bir şey yaratmak
to create something
to make something
bir şey üretmek
to create something
produce anything
bir şeylerin yaratılabileceği
bir şey yaratmayı
to create something
to make something
bir şey yaratmaya
to create something
to make something
bir şeyler yaratmak
to create something
to make something
birşey yaratmaya
bir şey oluşturmak için

Examples of using To create something in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You don't know what it's like to create something.
Bir şeyler yaratmanın ne demek olduğunu bilmiyorsun.
Dr. Ramsey, what would possess you To create something so potentially catastrophic?
Dr. Ramsey, ne oldu da siz felakete neden olabilecek bir şey yarattınız?
It's true for writers, too who hope to create something lasting.
Bu yazarlar için de doğru yaşayacak bir şeyler yaratmayı uman.
I think that we have really helped to create something very special.
Sanırım biz gerçekten çok özel bir şey yaratılmasında yardımcı olduk.
The important thing is to create something strong with son.
Önemli olan oğlanla ilgili güçlü bir şey yaratman.
But we're hoping to create something for the commercial market.
Ama biz daha ticari bir şeyler üretmeyi umuyoruz.
Like everybody coming together to create something beautiful and memorable.
Herkesin bir araya gelip güzel ve akılda kalıcı bir şey yaratması gibi.
For the love of God, Heitor, you have got to create something.
Tanrı aşkına Heitor, bir şeyler yaratman lazım.
Miss Page, we are trying to create something of beauty.
Bayan Page, burada güzel bir şeyler yaratmaya çalışıyoruz.
Do you remember the desire to create something of lasting beauty?
Kalıcı güzelliği olan bir şeyi yaratma arzusunu anımsıyor musun?
We would mix up each other's first and last names to create something new.
Yeni bir şey yaratmak için birbirimizin ilk ve son isimlerini karıştırırdık.
To be able to create something like this when death was closing in.
Ölüm yaklaşıyorken böyle bir şeyi yaratmış olmak.
You don't need anybody's permission to create something great.
Harika bir şey yaratmak için kimsenin iznine muhtaç değilsiniz.
I'm out here bustin' my fuckin' ass day and fuckin' night tryin' to create something.
Burada bir şeyler yaratabilmek için gece gündüz çalışıyorum.
On request? Would you be able to create something true, important and beautiful?
İstek üzerine önemli bir şey yaratmayı becerebilir misiniz?
We were in a grand experiment to create something from scratch.
Sıfırdan, en baştan bir şey yaratmak için büyük bir deney yapıyorduk.
Are you hoping to create something that will let you defeat death?
Ölümü yenmeni sağlayacak bir şey mi bestelemeyi umuyorsun?
To create something, I need material of the same mass.
Bir şey yaratmak için aynı kütleden malzemeye ihtiyaç duyarım.
To create something, I need material of the same mass. Okay.
Pekala. Bir şey yaratmak için aynı kütleden malzemeye ihtiyaç duyarım.
Okay. To create something, I need material of the same mass.
Bir şey yaratmak için aynı kütleden malzemeye ihtiyaç duyarım. Pekala.
Results: 133, Time: 0.0514

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish