UNOPENED in Turkish translation

[ʌn'əʊpənd]
[ʌn'əʊpənd]
açılmamış
unopened
been opened
still
one unheard
unwrapped
açılmadan
opens
unopened
starts
kapalı
shut
indoor
closed
sealed
locked
is off
confined
trapped
blocked
are offline
henüz açılmayan

Examples of using Unopened in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There's a couple of unopened ones.
Birkaç açıImamış var.
I was to leave them unopened and speak of them to no one.
Onları açmadan bırakıyordum ve kimseyede söylemiyordum.
Yes, but it is not natural to throw it onto the fire unopened.
Evet, ama mektupları hiç açmadan yakması tuhaf.
I was hired to deliver a box… as specified, unopened.
Bir kutuyu taşımak için kiralanmıştım. Hiç açılmadan teslim etmem gerekiyordu.
We sent you… all the documents, but you returned them unopened.
Tüm belgeleri gönderdik size. Ama açmadan geri gönderdiniz.
Everything was there, the letters unopened.
Herşey ordaydı, mektuplar açılmamıştı.
I sent you 32 letters, all of'em returned unopened.
Sana 32 mektup gönderdim, hepsi açılmamış şekilde geri döndü.
An unopened invitation to my brother's wedding.
Kardeşimin düğün davetiyesi, hiç açılmamış.
And I put all your unopened mail from your P.
Tüm mektuplarını da bu zarflara koydum.
You need unopened mountain climbing equipment from 1986?
Yılından kalma, ihtiyacın var?… dağ tırmanma takımına mı hiç açılmamış.
Three partially filled, three unopened.
Üçü kısmen dolu, üçü hiç açılmamış.
The most economically important species, however, is the clove Syzygium aromaticum, of which the unopened flower buds are an important spice.
Ancak ekonomik açıdan en önemli tür, açılmamış çiçek tomurcukları önemli bir baharat olan Syzygium aromaticum, yani karanfildir.
When they were retrieving the unopened pod… a ham radio operator named Gordon Osier… stumbled on the frequency signal, the same as you did.
Açılmamış mekiği almaya geldiklerinde… Gordon Osler adında amatör bir telsizci… Sizin gibi aynı radyo frekansını yakaladı.
It's true that some doors are better left unopened… but you usually don't realize that until you're on the other side.
Bazı kapıların kapalı kalması daha iyidir ama kapının öteki tarafına geçene kadar bunun farkına varmazsınız.
But a fully occupied city is quite another. Finding an ancient ruin or unopened tomb is one thing!
Eski bir harabe bulmak ya da açılmamış bir mezar bulmak, ama tamamen işgal edilmiş bir şehir başka bir şey!
A ham radio operator named Gordon Osler… stumbled on the frequency signal, the same as you did. When they were retrieving the unopened pod.
Sizin gibi aynı radyo frekansını yakaladı. açılmamış mekiği almaya geldiklerinde… gordon osler adında amatör bir telsizci.
Its name derives from the fine silvery-white hairs on the unopened buds of the tea plant, which give the plant a whitish appearance.
Beyaz çay adı çay bitkisinin açılmamış goncalarının üzerinde bulunan bitkiye beyazımsı görünüm veren gümüş-beyaz tüylerinden kaynaklanmaktadır.
up in walla walla, The one our victim sent all these unopened letters to, Was a boyfriend.
hani kurbanın açılmamış mektupları yolladığı kişi onun erkek arkadaşıydı.
The man locked up in Walla Walla, was a boyfriend. the one our victim sent all these unopened letters to.
Walla Walladaki adam vardı ya… hani kurbanın açılmamış mektupları yolladığı kişi… onun erkek arkadaşıydı.
The one our victim sent all these unopened letters to, The man locked up in Walla Walla, was a boyfriend.
Walla Walladaki adam vardı ya… hani kurbanın açılmamış mektupları yolladığı kişi… onun erkek arkadaşıydı.
Results: 115, Time: 0.0632

Top dictionary queries

English - Turkish