UNQUESTIONABLY in Turkish translation

[ʌn'kwestʃənəbli]
[ʌn'kwestʃənəbli]
kesinlikle
definitely
absolutely
certainly
exactly
totally
sure
surely
precisely
indeed
obviously
bilesiniz
know
surely
indeed
verily
unquestionably
lo
certainly
behold
may
so
i̇yi bilin
bilin
know
bill
tartışmasız
to discuss
to argue
to fight
to debate
argument
quarrel
to dispute
şüphesiz
indeed
surely
verily
no doubt
lo
certainly
undoubtedly
truly
clearly
doubtless
haberiniz
news
know
word
call
tell
story
report
heads-up
alert
notify
gerçekten
really
actually
truly
real
indeed
seriously
honestly
literally
genuinely
verily
i̇yice bil
knowing good

Examples of using Unquestionably in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Unquestionably, those who dispute concerning the Hour are in extreme error.
Dikkat edin, kıyamet saati hakkında tartışıp duranlar, geri dönüşü olmayan bir sapıklığın tam içindedirler.
Unquestionably, into trial they have fallen.
Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdir.
Unquestionably, the curse of Allah is upon the wrongdoers!
Bilin ki, Allahın laneti zalimlerin üzerinedir!
Unquestionably, the party of Satan- they will be the losers.
İyi bilin ki şeytanın partisi kaybedecektir.
Unquestionably, to Allah do[all] matters evolve.
Kesinlikle, tüm işler ALLAHa döner.
You're unquestionably the best-looking woman here.
Tartışmasız buradaki en güzel kadınsın.
Unquestionably, a woman of great perspicacity.
Şüphesiz keskin zekası olan bir kadın.
Unquestionably, that is the manifest loss.
Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir.
Unquestionably He is, of all things, encompassing.
Dikkatli olun; gerçekten O, herşeyi sarıp-kuşatandır.
Unquestionably, the wrongdoers are in an enduring punishment.
Dikkat edin, zalimler, sürüp gidecek bir azabın içindedir.
Unquestionably, it is a means of nearness for them.
Bilesiniz ki o( harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır.
Unquestionably in the plot. Ms. Vedder's.
Matmazel Vedder kesinlikle komplonun içinde.
Unquestionably, God's friends have nothing to fear, nor shall they grieve.
İyi bilin ki, Allahın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
One of the last in private hands, and unquestionably, the best.
Özel isimlerdeki son tablolardan ve tartışmasız en iyisi.
Unquestionably, the promise of Allah is truth,
Haberin olsun; şüphesiz Allahın vadi haktır;
Unquestionably, it is they who are the liars.
Dikkat edin, onlar yalancıların ta kendileridir.
Unquestionably, that is the manifest loss.
Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.
Unquestionably, the help of Allah is near.
Bak işte! Gerçekten Allahın yardımı yakındır.
Unquestionably, a large part of its substance… is simple electricity.
Kesinlikle. Varlığının büyük bir bölümü basit elektrikten ibaret.
Unalloyed gold, unquestionably.
Saf altın, tartışmasız.
Results: 172, Time: 0.0624

Top dictionary queries

English - Turkish