UNSKILLED in Turkish translation

[ˌʌn'skild]
[ˌʌn'skild]
beceriksiz
incompetent
clumsy
loser
inept
awkward
useless
ineffectual
failure
feckless
shiftless
yeteneksizmiş
talent
skill
ability
gift
aptitude
flair
niteliksiz
quality
qualifications
attribute
qualified

Examples of using Unskilled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Were it not so small and served so few. Our school could remedy that, Unskilled, uneducated.
Bu kadar küçük olmasaydı ve bu kadar az kişiye hizmet vermeseydi… okulumuz bu soruna çözüm olurdu. Vasıfsız, eğitimsiz.
Were it not so small and served so few. Unskilled, uneducated. Our school could remedy that.
Bu kadar küçük olmasaydı ve bu kadar az kişiye hizmet vermeseydi… okulumuz bu soruna çözüm olurdu. Vasıfsız, eğitimsiz.
Unskilled Bulgarian and Romanian workers will not have an unfettered access to the British and Irish labour markets
Vasıfsız Bulgar ve Romen işçilere, ülkelerinin 1 Ocakta AB üye olmaları sonrasında İngiliz
You went ahead and availed yourself to the cheap, unskilled labour pool… that congregates outside the hardware store?
Hırdavat dükkanının önünde toplanan ucuz, vasıfsız… işçi havuzundan mı yararlandınız?
The World Health Organization defines unsafe abortions as those performed by unskilled individuals, with hazardous equipment,
Dünya Sağlık Örgütü güvenli olmayan kürtajı yetkin olmayan şahıslarca, tehlike yaratan ekipmanla
Unskilled slaves, or those condemned to slavery as punishment, worked on farms,
Vasıfsız köle, ya da ceza olarak köleliğe mahkûm olanlar,
Legless, with only one arm, illiterate, unskilled-- what job for him?
Bacakları yok, sadece bir kolu var, tahsili yok, bir becerisi yok, ona ne iş bulunabilir ki?
Something tells me you two aren't here looking to pick up some unskilled labor.
İçimden bir his diyor ki, siz ikiniz birkaç vasıfsız işçi arandığı için buradasınız.
It wasn't until the spring of 1943 that skilled workmen and unskilled laborers, all Jews, must have gone to work here and built the 4 crematorium.
Yılının baharına dek tümü Yahudi olmak üzere yetenekli ustalar ve acemi işçiler dört krematoryum inşa etmek üzere henüz buraya gelmemişti.
Escape from the slums was difficult for there were few jobs available and practically none for the unskilled.
Varoşlardan kurtulmak çok zordu çünkü çok az iş imkanı vardı, hele de vasıfsızlar için hiç yoktu.
In unskilled hands, a carver can be perilous.
Beceriksiz ellerde bir et bıçağı tehlikeli olabilir.
Terrified, unskilled people should not be handling weapons.
Korku içindeki acemi insanlar ellerine silah almamalıdır.
Okay, that, too. So, at 26, unskilled.
Tamam, o da var. 26 yaşında, vasıfsız biriydim.
Come on. You have got unskilled but eager labourers.
Niteliksiz ama istekli işçilerin var.- Hadi ama.
In unskilled hands. The risk of rupture
Yeteneksiz ellerde parçalanma…
In unskilled hands, a carver can be perilous. Well, for this.
Şey, bunun için… Beceriksiz ellerde bir et bıçağı tehlikeli olabilir.
But then where it says"low social class," that's unskilled manual occupations.
Ama, sonra,'' düşük sosyal sınıf'' denince, yetkinlik gerektirmeyen elle yapılan meslekler kastediliyor.
They are one of the sicknesses of the new African cities: Unskilled jacks of all trades.
Tüm işlerin vasıfsız adamları,… yeni Afrika şehirlerinin hastalıklarından biri;… işsiz gençlik.
The only thing worse than the mindless adolescent direction was Joseph Tribbiani's disturbingly unskilled portrayal of the king.
Ergen yönetimden daha kötü olan tek şey Joseph Tribbianinin rahatsız edici seviyede acemice oynadığı kral rolüydü.
Because the labour you do is called unskilled? How many times have they slammed the door on your face?
Vasıfsız işler yaptığınız için kapıyı suratınıza kaç kere çarptılar?
Results: 91, Time: 0.056

Top dictionary queries

English - Turkish