VIGILANCE in Turkish translation

['vidʒiləns]
['vidʒiləns]
vigilance
dikkat
attention
watch
careful
look out
care
caution
beware
notice
note
focus
uyanıklık
awake
alert
vigilant
conscious
slick
waking
shrewd
i̇htiyatını
discretion
reserve
caution
precautionary
vigilance
prudence
tetikte
trigger
dapper
on alert
tedbirler
precaution
measure
discretion
safe
precautionary
foresight
safeguard
prudence
uyanık
awake
alert
vigilant
conscious
slick
waking
shrewd
uyanıklığı
awake
alert
vigilant
conscious
slick
waking
shrewd
teyakkuzu için

Examples of using Vigilance in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He was thwarted… thanks to my father's vigilance… and was arrested.
Ama babamın uyanıklığı sayesinde bunu yapamadı ve tutuklandı.
Which means that Vigilance is about to have him unless we can get to him first.
Yani önce biz ulasamazsak Vigilance onu ele geçirmek üzere.
The price of healthy gums is eternal vigilance.
Dişeti sağlığının bedeli sonsuza dek tetikte olmaktır.
Number one thing, vigilance equals safety.
Birinci madde, dikkat eşittir güvenlik.
Vigilance, all six dead.
Vigilance, 6sı da ölü.
Safety requires vigilance. In our own corner of the American dream, Right away.
Derhal. Amerikan rüyasının bize düşen bölümünde güvenlik dikkat gerektirir.
Eternal vigilance is the price of liberty.
Özgürlüğün bedeli sonsuza dek tetikte olmaktır.
Looks like somebody already took out these Vigilance guys.
Birileri bu Vigilance elemanlarının icabına bakmış.
Vigilance! Now?
Şimdi mi? Dikkat!
We members of Vigilance value privacy, even if the government doesn't.
Biz Vigilance üyeleri mahremiyete değer veririz hükümet değer vermese bile.
Right away. In our own corner of the American dream, safety requires vigilance.
Derhal. Amerikan rüyasının bize düşen bölümünde güvenlik dikkat gerektirir.
If Vigilance wants a revolution, these may only be the opening shots.
Eğer Vigilance devrim istiyorsa bu tek şansları olabilir.
Constant vigilance.
Sürekli dikkat.
After the Vigilance attack, we handed the feeds to Greer for Samaritan.
Vigilance saldırısından sonra Samaritan için verileri Greera biz verdik.
So Vigilance killed Leona.
Yani Leonayı Vigilance öldürdü.
Diversion tactic, Vigilance.
Dikkat dağıtma taktiği. Vigilance.
Thank you for your vigilance.
İhtiyatlı davranışlarınız için teşekkürler.
Your vigilance is commendable, but I will handle the interrogation.
Bu kadar tedbirli olmanız takdire şayan ama sorguyu ben hallederim.
It needs our constant vigilance.
Bizim daimi dikkatimize ihtiyacı var.
Vigilance, Mr. Worf,
İhtiyat Bay Worf,
Results: 116, Time: 0.0611

Top dictionary queries

English - Turkish