WAS BURNING in Turkish translation

[wɒz 'b3ːniŋ]
[wɒz 'b3ːniŋ]
yanıyordu
was on fire
was burning
burned
the light
yakmam
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
yanarken
burn
fire
combust
burning up
fry-up
will light up
yakıyordu
burned
on fire
yandığını
goosed
burnt
yanıyormuş
on fire
's burning
yakıyormuş
was burning
burning
yanan
burning
flaming
on fire
lit
blazing
burned down
smoldering
burned-out
combusted

Examples of using Was burning in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The fire was burning brightly.
Ateş parlak bir şekilde yanıyordu.
Something was burning.
Bir şeyler yanıyordu.
Tom was burning alive.
Tom canlı canlı yanıyordu.
Our love was burning hot like the magma, deep down on earth.
Bizim aşkımız, dünyanın derinindeki magma gibi yanıyordu.
It's you who should know what kind of footwear your husband was burning.
Kocanızın yaktığı ayakkabının ne tarz olması gerektiğini bilen sizsiniz.
Ma'am, we got reports that someone was burning a Jet Ski on the lake last night.
Hanımefendi, dün gece burada birinin Jet Ski yaktığı ihbarını aldık.
I didn't mean to tell, but Bittleman was burning my mom's photo.
Söylemek istemedim, ama Bittleman annemin resmini yaktı.
And then her face was burning!
Sonra da yüzü yanıyordu!
My chessboard was burning.
Satranç tahtam yanıyordu.
And the jungle fire was burning.
Ormanda ateş tutuşmuşken.
The shop was burning.
Dükkan yanıyordu.
My mouth was burning for two days!
Ağzım iki gün yandı.
Let's just say something was burning and it wasn't from the sunshine.
Ve sebebi de güneş değildi. Diyelim ki bir şey yanıyordu.
How was Burning Man this year? I don't like your shoes?
Ayakkabılarını beğenmedim. -Bu yıl Burning Man nasıldı?
I will never forget the sight of it, like the sea was burning.
Hiç unutmayacağım. Sanki deniz yanıyor gibiydi.
Everything was burning.
Her şey yanyordu.
My favourite way was burning them.
En sevdiğim öldürme şekli onları yakmaktı.
Cold as it was, I was burning for her, and she knew it.
Hava soğuktu, ben de kıza tutuşuyordum ve o da biliyordu.
Between the motors you had about 5,000 litres of gasoline, and that was burning very easily.
Motorlar arasında 5.000 litre yakıtınız vardı. Bu kolaylıkla tutuşuyordu.
As we climbed, the city was burning, and we were lit by its light
Biz tırmanırken, şehir yanıyordu, ve biz onun ışığı ile aydınlatıldık
Results: 65, Time: 0.0776

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish