WE LIVE in Turkish translation

[wiː liv]
[wiː liv]
oturuyoruz
we're sitting
we live
sitting here
we will sit
the seats
we just sit
yaşıyoruz
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşarız
live
lives in
yasar
survive
yaþar
live
liv
yaşadığımız
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşadığımızı
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşıyor
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşarken
live
lives in
yasar
survive
yaþar

Examples of using We live in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You could have been redefining life and how we live it.
Hayatı ve yaşama şeklimizi yeniden tanımlayabilirdin.
Nobody cares if we live or die.
Ölmemiz ya da yaşamamız kimsenin umurunda değil.
We can make choices as to how we live each day.
Her günü nasıl yaşadığımızla ilgili seçim yapabiliriz.
It doesn't matter where we live.
Nerede yaşadığımızın önemi yok.
Though we live in the dark, we need the sun.
Her ne kadar karanlıkta yaşasak ta güneşe ihtiyacımız var.
We live and die by his inclinations. Or his stupidity.
Onun eğilimlerine göre yaşamak durumundayız veya aptallıklarına göre.
Where we live, what we do Say:"Wow!
Nerede yaşıyorsak, ne yapıyorsak diyeceğiz ki:'' Vay!
Warhol Factory. we live together as a couple for 3 years.
Warhol Fabrikası. birlikte yaşadık, Hemde 3 yıl boyunca çift olarak.
Now that we live together, Elliot and I were getting tighter every day.
Birlikte yaşadığımızdan, her geçen gün Elliotla daha yakınlaşıyoruz.
But you think it's a good idea that we live and work together?
Sence birlikte çalışmak ve yaşamak iyi bir fikir mi?
We live, we work, we find love.
Yaşadık, çalıştık, aşkı bulduk.
Forget where we live?
Yaşadığınız yeri unuttunuz mu?
Look how we live.
Nasıl yaşadığımıza bakın.
And as long as we live, that library helps us make sense of the world.
Ve yaşamaya devam ettikçe bu kütüphane dünyayı algılamamıza yardımcı olur.
We do this because we live in darkness… and we must fight to stay alive.
Biz karanlıkta yaşamak çünkü bunu ve hayatta kalmak için mücadele etmeliyiz.
I get the impression we have to learn to live apart before we live together.
Birlikte yaşamaya başlamadan önce ayrı kalmayı öğrenmemiz gerekiyormuş gibi bir izlenime kapıldım.
We were meant to live the way we live, accept it.
Yaşamamız gerektiği şekilde yaşamalıyız, kabul et.
What if we live together, and you get what I'm saying?
Ya birlikte yaşasak, ve sen ne dediğimi anlasan artık?
And whether we live, or die we will be free.
Yaşasak da ölsek de özgür olacağız.
Who decides why we live and what we will die to defend?
Niye yaşadığımıza, neyi savunmak uğruna öleceğimize karar veren kim?
Results: 3433, Time: 0.0641

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish