WINDING in Turkish translation

['windiŋ]
['windiŋ]
winding
sarma
joint
rolling
wrapping
winding
spliffs
rüzgarlı
wind
breeze
brings
windy
kıvrımlı
curve
folds
bend
crease
kink
twists

Examples of using Winding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Winding wool was her favourite game.
Yün sarmak favori oyunuydu.
Before winding her into your web. You should have thought about that, Lil.
Bunu, onu ağınla sarmadan önce düşünmen gerekirdi Lil.
I'm just sick of winding them.
Onları kurmaktan bıktım.
Many roads are long and winding.
Çoğu yol uzun ve meşakkatlidir.
The road is long and winding.
Yolumuz uzun ve dolambaçIı.
Ellen… The last thing mom said to me wasn't about winding any old clock.
Ellen… annemin son sözü saati kurmamla ilgili değildi.
So I waited below this long, winding gravel driveway where I thought he lived.
Artık geldiğimi düşününce, uzun ve taşlı bir yolun sonunda onu bekledim.
The last thing mom said to me wasn't about winding any old clock. Ellen.
Ellen… annemin son sözü saati kurmamla ilgili değildi.
Keep winding.- I don't want to fall in.
Düşmek istemiyorum. Sarmaya devam et.
I don't want to fall down. Keep winding.
Düşmek istemiyorum. Sarmaya devam et.
Keep winding.- I don't want to fall down.
Düşmek istemiyorum. Sarmaya devam et.
Who keeps winding that goddamn music box?
Kim şu uyuz müzik kutusunu kurup duruyor?
And marriage can be a long and wonderful winding road.
Ve evlilik, kıvrılarak giden uzun ve harika bir yol olabilir.
And along the winding roads.
Ve kavisli yol boyunca.
Uh, possibly a winding, never-ending staircase- That's a minaret.
Muhtemelen bir sarma, hiç bitmeyen bir merdiven… Bu bir minare.
That's a minaret. Uh, possibly a winding, never-ending staircase.
Muhtemelen bir sarma, hiç bitmeyen bir merdiven… Bu bir minare.
The job's winding down.
İşin aşağı dönemeci.
I think this party's winding down.
Bence bu parti gitgide yavaşlıyor.
Yes, around 11:45, down a winding road.
Evet… 23:45 civarı, virajlı yoldan.
As I told Mrs. Fraser, it's a narrow, winding path, hard to spot in daylight, and hopeless to find in the dark.
Bayan Frasera da söylediğim gibi dar, dolambaçlı, gün ışığında zor fark edilen karanlıkta bulunması imkânsız bir yol.
Results: 100, Time: 0.0716

Top dictionary queries

English - Turkish