YOU CANNOT WIN in Turkish translation

[juː 'kænət win]
[juː 'kænət win]
kazanamazsın
you can't win
not
you won't win
you don't win
you're not gonna win
you will never win
you can't earn
kazanamayacağın
you can't win

Examples of using You cannot win in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You must realize this is a fight you cannot win alone.
Bunun tek başına kazanamayacağınız bir mücadele olduğunu anlamalısın.
You are facing a war… which you cannot win. Look.
Kazanamayacağınız bir savaşla Bakın. karşı karşıyasın.
You cannot win this war, commander.
Bu savaşı kazanamazsınız, yarbay.
These battles you cannot win, mr.
Bu savaşları kazanamazsınız Bay Stafford.
You cannot win with these people.
Bu insanlara karşı kazanamazsınız.
As long as the Mother Confessor's pure heart beats, you cannot win.
Confessor Ananın saf kalbi attığı sürece kazanamazsınız.
You cannot win a nuclear war.
Nükleer bir savaşı kazanamazsınız.
And believe me, that is a fight you cannot win.
Ve inan bana, bu kazanamayacağım bir savaş.
You cannot win half-assed!
Yarım yamalak kazanamazsınız!
Without your heart, you cannot win.
Yüreğin olmadan da kazanamazsın.
You can't win, Powers. Why won't you die?
Kazanamazsın, Powers. Sen niye ölmedin?
That's an argument you can't win.
O, kazanamayacağın bir tartışma.
When you fight monsters, you become one yourself or you can't win! Fool!
Onlar gibi olmalısın yoksa kazanamazsın. Aptal! Canavarlarla karşılaşacaksan!
Never start a game you can't win, Mr. Luthor.
Kazanamayacağın bir oyunu asla başlatma. Bay Luthor.
You can't win here, Ray.
Burada sen kazanamazsın, Ray.
You can't win, crane. the ship told me the truth.
Kazanamazsın, Crane. Gemi bana gerçeği anlattı.
This is a battle you can't win.
Bu, kazanamayacağın bir çatışma.
Where is she?! You can't win here, Ray?
Burada sen kazanamazsın, Ray. Nerede o?
You told me you couldn't win the big games without me.
Sen demiştin ya, önemli maçları bensiz kazanamazsın.
You love the fight you can't win.
Sen kazanamayacağın kavgaları seversin.
Results: 51, Time: 0.0498

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish