ANLAMAZ in English translation

doesn't understand
anlamıyorum
anlayamıyorum
bilmezler
anlayışsız
kavrayamazlar
kavramıyorlar
etmesin fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz
not
değil
yok
sakın
hiç
olmaz
pek
hayır
henüz
etme
bilmiyorum
knows
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
will understand
anlarsın
anlayacaktır
anlamayacak
anlayış gösterecektir
anlayacağını mı
would understand
anlayacağını
anlayacaktır
anlayabileceğini
anlarsın
anlayabilecek
anlayış gösterirdi
anlamaz diye
realizes
fark
anlamamı
farkettim
gets
al
almak
hemen
var
bin
geç
çabuk
biraz
getir
alın
can't understand
anlayamazsın
anlayamıyorum
anlayamazlar
don't understand
anlamıyorum
anlayamıyorum
bilmezler
anlayışsız
kavrayamazlar
kavramıyorlar
etmesin fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz
do not understand
anlamıyorum
anlayamıyorum
bilmezler
anlayışsız
kavrayamazlar
kavramıyorlar
etmesin fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz
know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
does not understand
anlamıyorum
anlayamıyorum
bilmezler
anlayışsız
kavrayamazlar
kavramıyorlar
etmesin fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz
realize
fark
anlamamı
farkettim

Examples of using Anlamaz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hepimiz için, umarım kimse bunları anlamaz.
For all of our sakes, I hope nobody gets this.
Bizi anlamaz o.
Hayır, kimse beni anlamaz o zaman.- Hızlıca okuyabilirsin.
You could always speed-read it. No, no one would understand me.
İspanyolca konuşursanız kimse sizi anlamaz.
Nobody will understand you if you speak Spanish.
Belki Helen anlamaz.
Maybe not Helen.
burada kimse anlamaz.
one never knows.
Beni kimse anlamaz.
No one ever gets me.
Birçok kişi şunu anlamaz ki düşüncenin bir frekansı vardır.
What most people don't understand is: a thought has a frequency.
Dünyadaki hiç bir yargıç eşini başka bir adama sunmanı anlamaz.
No judge in the world will understand you offering another man your wife.
Bunu kimse anlamaz.
Nobody would understand this.
O Mumbaila yeni, dilimizi anlamaz.
You do not speak?
Ben yaptım. O bilgisayardan bir şey anlamaz.
I did it. She knows shit about computers.
Daur, seni anlamaz o.
Abkhaz Daur, he can't understand you.
İnsanlar bunu anlamaz ama verirler.
It's what people don't understand, but they do.
Laf anlamaz kocamın nerede olduğunu.
Know where my wayward husband is.
Bir rahip konferans verirse onlardan hiçbiri ne dediğini anlamaz.
Even if a monk lectures, none of them will understand what you're saying.
Charlie Sheen bile burada olanları anlamaz bence.
I don't think Charlie Sheen would understand what's going on here.
Ailem anlamaz.
Not my family.
O bilgisayardan bir bok anlamaz.
She knows shit about computers.
Anlamaz bir topluluk olduklarından ALLAH kalplerini çevirmiştir.
God has diverted their hearts, because they are a people who do not understand.
Results: 584, Time: 0.0618

Top dictionary queries

Turkish - English