ARARKEN in English translation

looking
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
searching
aramak
arayışı
bulmak
arar
araştırma
bir arama
araştırın
called
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
when
zaman
ne
hani
iken
sırasında
derken
en
sırada
gelince
yaşındayken
seeking
dileyin
arar
isteyin
arayan
arıyorum
istiyorsanız
bul
peşinde
rızasını
nasibinizi arayın
back
geri
arka
tekrar
yeniden
yine
arkadan
sırt
döndü
dönerim
dönüş
will
olacak
eder
edecek
olur
gelecek
verecek
yakında
birazdan
olacak mı
hemen
look
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
search
aramak
arayışı
bulmak
arar
araştırma
bir arama
araştırın
searched
aramak
arayışı
bulmak
arar
araştırma
bir arama
araştırın
call
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
calling
ara
çağrı
arayın
aramak
telefon
çağırın
haber
der
çağır
ararım
looks
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
searches
aramak
arayışı
bulmak
arar
araştırma
bir arama
araştırın
seeks
dileyin
arar
isteyin
arayan
arıyorum
istiyorsanız
bul
peşinde
rızasını
nasibinizi arayın

Examples of using Ararken in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Olaf denizaltıyı ararken telgrafı kırdı.
My telegraph was smashed when Olaf searched the sub.
Bir zenciyi ararken taşaklarını avuçlarlar.
Search a nigger down You grabbing'his nuts.
Ya da kendinizi polisi ararken bulursunuz, ya da ambulansı, değil mi?
Or you end up calling the police or the ambulance, you know?
Bizi ararken sinyal karıştırıcı kullanın.
Call us on the scrambler.
Biz Sarayda iş birlikçiyi ararken Damian Rennett nerede acaba?
While we look for a conspirator, I wonder where Damian Rennett is?
Devriye polisleri garajı ararken rafta bunu bulmuş.
Dog barks When patrol searched the garage, they found this in the bookshelf.
Daniel iş ararken ben de gün koymayı ertelemek için elimden geleni yapıyorum.
I'm doing my best to avoid setting a date while Daniel looks for a job.
Onu ararken dikkatli olmak gerek.
Calling him should be done with caution.
Huzuru ararken kaybolmak biraz ütopik olabilir.
I'm lost in search of a possibly utopian peace.
Ben Walterı ararken sen vagona bakar mısın?
Will you watch that car while I call Walter?
Ev sahibini ararken şüpheli kaçarsa ne yapacaksın?
What if the suspect runs away while you go look for the home owner?
Ama biz ararken.
But we searched that.
Kolomb Baharat Adalarını ararken… Atlantiki geçerken, efsaneleri biliyordu.
When Columbus was crossing the Atlantic in search of the Spice Islands, he knew the myths.
Ben Walterı ararken sen vagona bakar mısın?
Will you watch that car while I call WaIter?
Ortağım evini ararken seni burada tutuyoruz.
We're just holding you here while my partner searches your home.
Ama sen anahtarı ararken bende onu gözetleyebilirim.
But… I could keep an eye on him while you look for that key.
Bu o, oteli ararken.
That is her, calling the hotel.
Ormanda dolaşıp cadıyı ararken, Dağların Cadısını.
Wandering through a forest in search of the witch, the Witch of the Mountains.
Fergus kendisine iş ararken ben de terzi olarak bir iş bulmayı umuyorum.
While Fergus seeks employment himself. I hope to find work as a seamstress.
Ortağım evini ararken seni burada tutuyoruz.
Searches your home. We're just holding you here while my partner.
Results: 676, Time: 0.0496

Top dictionary queries

Turkish - English