BELGE in English translation

document
belge
doküman
döküman
evrak
belgelemek
dosya
documentation
dokümantasyon
belge
belgeleme
dokümanlar
evrakların
dökümanlarla
paperwork
evrak
belge
bürokrasi
evrak işleri
kağıt işleri
kırtasiye
certificate
sertifika
belgesi
raporu
cüzdanı
kuponu
file
dosya
arşiv
dosyala
sign
işaret
iz
bir mucize
ayet
bir ibret
bir delil
imza
levha
imzala
tabelayı
transcript
transkript
belgeyi
dökümü
metni
tutanağın
kopyasını
kaydını
nüsha
not
papers
gazete
kâğıt
belge
makale
evrak
ödev
kağıtlar
belge
certification
sertifika
sertifikasyon
belgesi

Examples of using Belge in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Seni daha önce uyarmalıydım ama… belge yüzünden yapamadım.
I should have warned you earlier but… I couldn't because of the transcript.
Bayan martina gaianini̇n depresyonu olduğuna dai̇r belge.
Certification that mrs. martina gaiani is suffering from depression.
Sana belge lazım.
You need a certificate.
Sonunda… ama tabi bir sürü de belge demek.
Eventually. But right now, scads and scads more paperwork.
Sayın Yargıç, bu belge kabul edilemez.
Your Honor, that file is inadmissible.
Çünkü… şey… Birkaç belge imzaladım. Kimseye söyleyemedim.
And I couldn't tell anyone because, well, I signed some papers.
Bu belge doğru.
This certificate is valid.
Yoksa hayatımın sonuna kadar belge doldurmak zorunda kalacağım.
I will have to fill out paperwork for the rest of my life.
Babanı araştırırken, bir belge bulduk.
When we were researching your father, we found a file.
Kimseye söyleyemedim, çünkü… şey… Birkaç belge imzaladım.
And I couldn't tell anyone because, well, I signed some papers.
Belge burada.
The certificate is right here.
Tanrım. Banka kaydını almak için belge hazırlayayım mı?
You want me to start the paperwork to get his bank records? Oh, God?
Okuldan ayrılırsanız size kim belge verecek?
Who will give you your papers if you leave the school?
Gidebilirsiniz, ekmeğin içinde belge olmadığından eminim.
I assure you there isn't a file inside the bread.
Tek istediğim belge. Böylece onu gömebiliriz değil mi?
All I want is the certificate, so that we can bury her?
bir belge bulduk.
we found a file. Okay.
Kimlik kartı, tayın kartı Musevi olmadığınıza dair belge.
Identitv card. Ration card. Certificate of non-belonging to the Jewish race.
Babanı araştırırken, bir belge bulduk. Tamam.
When we were researching your father, we found a file. Okay.
Demek tıbbi belge.
Medical certificate.
Sayın Yargıç, bu belge kabul edilemez.
Your Honor, that file is inadmissable.
Results: 1613, Time: 0.0401

Top dictionary queries

Turkish - English