BILIRDI in English translation

knew
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knows
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
known
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım

Examples of using Bilirdi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çünkü bilirdi ki her şeyi anne yapardı.
Cause we know his mother does everything.
Ve onları kullanmayı bilirdi. Güzel dudaklar.
Good lips. And he knew how to use them.
Tanrı neyi bilirdi dedin?
God wouldn't know.
Tanrı neyi bilirdi dedin?
Bütün takım yıldızlarını bilirdi. Yedi nedir?
She knew all the constellations. And what's number seven?
Bütün takım yıldızlarını bilirdi. Yedi nedir?
And what's number seven? She knew all the constellations?
Rutinlerini bilirdi. Rutinlerini, müziklerini, antrenörlerini ve ebeveynlerini bilirdin..
You would know their routine-- You would know their whole routine, their music.
Ama erkeklerin büyüdüğünde kanatlarını açıp kuş gibi uçtuğunu bilirdi.
But she knows when sons grow up They become birds and want to fly.
Jack her zaman harika yemekler bulmasını bilirdi.
And Jack always knew how to find amazing food.
İşleri halletmeyi bilirdi.
He knew how to do things.
En azından herkes yerini bilirdi.
At least you knew your place.
Ölümcül bir doz alıyor olduğunu her bağımlı bilirdi.
Any addict would have known that they were scooping up a fatal dose.
Sarkar, bu herif eskiden sınırlarını bilirdi.
Sarkar, this man used to know his limits previously.
Ne yapılması gerektiğini bilirdi.
She would know what to do.
Ama benim demek istediğim de bu, Anthony bunu bilirdi.
But that's exactly my point, You see, Anthony would have known that.
Senin bu kadar şeytansı olabileceğini kim bilirdi.
Donnally, I didn't know you had such a devious side.
Güzel bir dans. Baban vals yapmayı bilirdi.
It's… a beautiful dance, and your father, he knew how to waltz.
Ne yapılacağını bilirdi.
She would know what to do.
O adam her zaman tartışma kazanmasını bilirdi.
That man always knew how to win an argument.
Neredeyse herkes alkolü bırakma kulübüne üye olduğumuzu bilirdi.
Almost everyone we knew were members in the sobriety group.
Results: 1334, Time: 0.0255

Top dictionary queries

Turkish - English