BILMEZ in English translation

knows
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
doesn't know
bilmiyorum
bilmezler
bilemiyorum
tanımıyorum
bilenler değiliz
değil ama insanların çokları bilmiyorlar
bilir
knoweth
bilir
bilen
bilmektedir
biliyor
allah
know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
do not know
bilmiyorum
bilmezler
bilemiyorum
tanımıyorum
bilenler değiliz
değil ama insanların çokları bilmiyorlar
bilir
don't know
bilmiyorum
bilmezler
bilemiyorum
tanımıyorum
bilenler değiliz
değil ama insanların çokları bilmiyorlar
bilir
knew
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
does not know
bilmiyorum
bilmezler
bilemiyorum
tanımıyorum
bilenler değiliz
değil ama insanların çokları bilmiyorlar
bilir
knowing
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım

Examples of using Bilmez in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Doğmamış sabî, Bu ihtişam hakkında hiçbirşey bilmez, Ve hiçbirine inanmazdı.
The unborn child, knowing nothing about these marvels, wouldn't believe any of it.
Yarasa Baba korku nedir bilmez!
Bat Dad knows no fear!
Doğrusu, onların çoğu bilmez.
In fact, most people do not know.
Gerçek adının ne olduğunu hiç kimse bilmez.
Nobody knew his real name.
Hükümet daha iyi bilmez.
The government does not know better.
Yarasa Baba acı nedir bilmez!
Bat Dad knows no pain!
Bunu çok fazla insan bilmez.
Not many people knew that.
O beni bilmez.
She does not know me.
hiçbir şey bilmez.
Undisciplined, and knows nothing.
Fakat bu durumda, biri bunu öğrenirse, bana küstah, haddini bilmez der.
But in this case if anyone knew about it, I would be called uppity.
Tom özne ve nesne arasındaki farkı bilmez.
Tom does not know the difference between a subject and an object.
Hiç kimse bilmez.
No one knows.
Kimse onun kime ait olduğunu bilmez.
Nobody knew who it belonged to.
Anne. O bilmez.
Anne, she does not know.
Kimse bunları bilmez.
No one knew nothing.
Bir erkek ruhunun neye benzediğini bilmez.
A man does not know what his soul looks like.
Eminim pek çok insan… onun 15 yıl cüzzamlılar derneğinde çalıştığını bile bilmez.
I'm sure a lot of people never even knew.
Bir makine insan olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmez.
A machine does not know what it feels like to be human.
Kimse ilk doğduğunda nasıl yürüneceğini bilmez.
And no one knew how to walk when they were first born.
Nasıl bir anne oğlunun eşcinsel olduğunu bilmez?
What kind of mother does not know that her son is gay?
Results: 2383, Time: 0.0283

Top dictionary queries

Turkish - English