KNOWING in Turkish translation

['nəʊiŋ]
['nəʊiŋ]
bilmek
to know
bilerek
on purpose
deliberately
intentionally
knowingly
purposely
purposefully
consciously
willfully
knowing
meant
tanımak
to know
to meet
to recognize
recognise
to identify
acquaintance
bilendir
know
all-knowing
knower
knowledge
only
one
bilir
know
knoweth
all-knowing
knowledge
is aware
öğrenmek
to know
to learn
to find out
tanırım
know
recognize
recognises
well
tanir
haberi
news
know
word
call
tell
story
report
heads-up
alert
notify
bilmeden
to know
bilmenin
to know
bilen
know
all-knowing
knower
knowledge
only
one
tanıyorsam
to know
to meet
to recognize
recognise
to identify
acquaintance
bilmekten
to know
tanıdığım
to know
to meet
to recognize
recognise
to identify
acquaintance
tanıyorum
to know
to meet
to recognize
recognise
to identify
acquaintance
bilirken
know
knoweth
all-knowing
knowledge
is aware
bilirsem
know
knoweth
all-knowing
knowledge
is aware
bilirim
know
knoweth
all-knowing
knowledge
is aware
öğrenmeden
to know
to learn
to find out

Examples of using Knowing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Knowing this area. Lived here as a student for seven years.
Buraları bilirim. Öğrenciliğimde 7 yıl buralarda yaşadım.
Knowing you, if you have money, you can make more gambling.
Başlayacak paran olursa Seni tanıyorum. kumarla daha çok kazanabilirsin.
Answers. I will sleep better knowing it's a lone wolf.
Yalnız olduğunu bilirsem daha rahat uyurum. Cevaplar.
Alfred, Rachel died knowing that we had decided to be together.
Rachel birlikte olmaya karar verdiğimizi bilirken öldü. Alfred.
Knowing them, they're gonna let me take that risk too.
Onalrı tanırım, bunu yapmama izin vereceklerdir.
You can't just make something up without knowing what it is.
Onun ne olduğunu öğrenmeden bir şeyler yapamazsın.
Of course, knowing you, maybe that's the plan, huh?
Tabi, seni bilirim, belki de planın buydu ha?
I will sleep better knowing it's a lone wolf. Answers.
Yalnız olduğunu bilirsem daha rahat uyurum. Cevaplar.
A-ha There is nothing we can do Knowing me, knowing you.
Bir şey yok yapabileceğimiz Tanıyorum kendimi, tanıyorum seni.
About your stance on feminism. Knowing Katie, I'm sure she's going to ask.
KatieYi tanırım eminim ki feminizme karşı duruşunu soracaktır.
The president, he was very insistent on knowing every name.
Başkan, her ismi öğrenmek konusunda çok ısrarcı.
I can't give him the phone without knowing who are you?
Senin kim olduğunu öğrenmeden seni onunla konuşturamam?
If… I will fight easier knowing she's took care of.
İyi bakılacağını bilirsem, daha kolay dövüşürüm. Eğer.
But knowing you… I would say she wasn't getting enough sugar.
Şekerini az veriyorsun diyeceğim ama seni bilirim.
Knowing Sandstorm, I doubt it will be a straightforward encryption.
Ama Kum Fırtınasını tanırım ve şifreyi çözebileceğimizi sanmam.
I insist on knowing why you came to this room and had a gun in your hand.
Bu odaya elinizde silah ile neden geldiğinizi öğrenmek konusunda ısrar ediyorum.
You can't do all this without knowing what they're after.
Amaçlarının ne olduğunu öğrenmeden bunu yapmanız doğru değil.
I just think it would be easier knowing why. Of course.
Tabii ki. Neden olduğunu bilirsem daha kolay olur.
From the steno pool. But knowing him it's probably some teenage airhead….
Kafasız çıtır sekreterlerden biridir. Ama onu bilirim, herhalde.
I doubt it will be a straightforward encryption. Knowing Sandstorm.
Ama Kum Fırtınasını tanırım ve şifreyi çözebileceğimizi sanmam.
Results: 8516, Time: 0.0811

Top dictionary queries

English - Turkish