BILEN in English translation

know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
all-knowing
bilir
bilen
alîmdir
her şeyi hakkıyla bilir
alîmdir , her şeyi bilir
herşeyi hakkıyla bilir
her şeyi hakkıyla bilendir
allah
bilicidir
knower
bilir
bilen
her şeyi bilen
alîm
allah
şeyi hakkıyla
her şeyi bilir
her şeyi bilen allah
knowledge
bilgi
bilen
bilir
bilmek
ilim
ilmiyle
ilmi
bilgelik
only
sadece
tek
yalnızca
ancak
sırf
yegâne
one
biri
knows
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knew
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
knowing
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım

Examples of using Bilen in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ve son soruyu doğru bilen takım'' The Ice Tigers!
And the only team to get the last question right, the Ice Tigers!
O yüzden aranızda iyi fıkra bilen varsa şimdi tam zamanı.
So if one's got any good fart jokes, now would be the time.
Çünkü biz bu durumlarda nasıl davranacağımızı bilen insanlarız.
Because we know how to act in these situations.
Bizim bildiklerimizi bilen bir avuç insan var.
There are only a handful of other people that know what we know.
Böyle bir şey olduğunu senden ve Kellyden başka bilen yoktur tabii.
So conveniently no one but you or Kelly can vouch that this happened.
Geminin ne kadar baskıya dayanabileceğini burada bilen yok.
As to how much torque it was designed to take, no one here is sure.
Zell bu deponun şifresini bilen üç kişiden biri.
Is one of only three people with the access code to… this storage bay.
Kasanın şifresini senden başka bilen yok.
No one else had the combination to that safe.
Çünkü her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilen Odur. 5,67; 52,48.
He, only He, is the All-Hearer, the All-Knower.
Joey Doyleu kimin öldürdüğüne dair bir şey bilen yok mu?
On who killed Joey Doyle? Not one of you has a line?
Tebrik ederim. Bunu bilen iki kişiden birisin.
Congratulations. You're one of only two people who know.
Ama başka bilen yok.
But no one else.
Zell bu deponun şifresini bilen üç kişiden biri.
Zell… is one of only three people with the access code to this storage bay.
Ama başka bilen yok.
No one else seems to.
Beni bilen düşünceli olarak değil… daha çok dürüst biri olarak bilir.
I'm not known for my tact, but more my honesty.
Ayrıca ne yaptığını bilen tek kişi olarak da bilinir.
Also known as the one person who knows what he's doing.
Önceki cinayetleri bilen belki de şahit olmuş biridir.
Maybe even witnessed them. he would have known about the earlier killings.
Nam-ı diğer ne yaptığını bilen tek kişi.
Also known as the one person who knows what he's doing.
Hayalet tiplerden. Yerini veya nereden geldiğini bilen yok.
He's a ghost. No known residence or country of origin.
İsveççe bilen var mı?
Does anybody here speak Swedish?
Results: 8885, Time: 0.0406

Top dictionary queries

Turkish - English