BIR HAPISHANEDEN in English translation

prison
hapishane
cezaevi
hapis
hapisane
zindan
mahkûm
esir

Examples of using Bir hapishaneden in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dünyanın en büyük altıncı şehrinin tam göbeğinde yer alan zemini güçlendirilmiş bir hapishaneden bahsediyorsun.
You're talking about an underground, fortified prison, smack dab in the middle of the sixth largest city in the world.
Kaçıyoruz ve makinisti olmayan bir trende… bu kaltağın kötü Üst düzey güvenliği olan bir hapishaneden haberlerini dinliyoruz.
And wind up on an unmanned train with this bitch and bad news. We get out of a maximum security prison.
Onlar için East Orenge daki bir hapishaneden… kaçak mal getirip götürüyormuş
He was bringing contraband in and out of a prison in East Orange for them and setting their guys
Bir hapishaneden bahsettiler. Hangi yönde olduğunu
They mentioned a prison, said which direction it was in,
savaş suçlarından çarptırıldığı 11 yıl hapis cezasını çekmekte olduğu İsveçteki bir hapishaneden erken tahliyesi sonrasında 27 Ekim Salı günü Belgrada geldi.
President Biljana Plavsic arrived in Belgrade on Tuesday(October 27th) following her early release from a prison in Sweden, where she had been serving an 11-year sentence for war crimes.
Serbest kaldıktan sonra ikinci şiir kitabı'' Vi scrivo da un carcere in Grecia''( Sana Yunanistanda bir hapishaneden yazdım) başlığı altında ve yönetmen Pasolininin önsözüyle birlikte Milanda yayımladı.
After his liberation he published his second collection in Milan under the title"Vi scrivo da un carcere in Grecia"(I write you from a prison in Greece) with an introduction by Pasolini.
Schwarz-Schillingin çağrısı, eski Bosnalı Sırp askeri Radovan Stankoviçin BHdeki 1992-1995 ihtilafı sırasında Sırp harici sivillere yönelik köleleştirme, işkence, alıkoyma ve tecavüz suçlarından çarptırıldığı 20 yıl hapis cezasını çekmekte olduğu doğudaki Foca kasabasındaki bir hapishaneden kaçmasından bir hafta sonra geldi.
His call came a week after the escape of former Bosnian Serb soldier Radovan Stankovic from a prison in the eastern town of Foca, where he was serving a 20-year sentence for the enslavement, torture, imprisonment and rape of non-Serb civilians during the 1992-1995 conflict in BiH.
Aptal bir hapishanede sakat, yaşlı bir gardiyan olarak ölmek istemiyorum.
I don't want to die being a gimpy old guard at a half-ass prison.
Federal bir hapishaneyi Kaliforniya gezisi gibi anlattım.
I made federal prison sound like a California vacation.
Maksimum güvenlikli gizli bir hapishanede. Ve kız kardeşimi vurdu.
He's in a maximum security black ops prison, and he shot my sister.
Hiç maksimum güvenlikli bir hapishanenin içini gördün mü?
Have you ever seen the inside of a maximum security prison?
Bir hapishaneyi belgelemek isteseydik gerçek mahkûmlarla konuşurduk.
If we wanted to document prison, we would probably talk to actual inmates.
Amacın bir hapishaneye dalıp 20 adamı tek başına çıkarmak mı?
And take out 20 men alone? You aim to break into a prison.
Ancak manastır bir hapishaneydi ben ise gardiyan.
And I was the warden. But it was a prison.
Pariste bir hapishanedir.
A prison in Paris.
Seni Amerikada bir hapishaneye naklettirmeye çalışıyoruz.
We're trying to get you transferred to a State-side prison.
Kalbimi özgür kıldığım bir hapishaneye gönderdi beni.
He sent me to prison where my heart was made free.
Bir hapishaneyi harap etti.
She destroyed a prison.
Bir hapishaneyi harap etti etti.
She destroyed a prison.
Buraya yakın bir hapishaneye naklimi istiyorum. Evet.
Yes. I want to move to a prison close to here.
Results: 53, Time: 0.028

Word-for-word translation

Top dictionary queries

Turkish - English