CANKURTARAN in English translation

lifeguard
cankurtaran
can kurtaran
ambulance
ambulans
ambülans
cankurtaran
lifeboat
filika
cankurtaran
makineyi
bot
life
hayat
yaşam
can
ömür
rescue
kurtarmak
cankurtaran
lifesaver
cankurtaran
can simidini
hayat kurtarıcım
bir can kurtaran
lifeguards
cankurtaran
can kurtaran
lifeboats
filika
cankurtaran
makineyi
bot
lifeline
bir can simidi
hayat çizgisi
cankurtaranın
hayat çizgin
bir yaşam çizgisi
can damarı
jokerini
yaşam hattını

Examples of using Cankurtaran in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sonra onu bir cankurtaran buldu.
And then a lifesaver found him.
Botundan çıkarın. Şu çocukları cankurtaran.
Get those kids out of the rescue boat.
Şayet kazanacaksan, cankurtaran sürüyorsan bir doktora gerek vardır.
If you're going to win and you're driving an ambulance, you need a doctor.
Cankurtaran sandalı değildi ki.
It is a boat, not a lifeboat.
Sizi hep cankurtaran olarak seviyoruz.
We always love saving you lifeguards.
Buz dağı değil, cankurtaran!
Not iceberg, lifeboats.
Naber? Bunlar da diğer Malibu Plajı Genç Cankurtaran Şefleri?
And these are the rest of the Malibu Beach Junior Rescue Captains. Sup?
Bayım, sakın o köpeğin ismini'' Cankurtaran'' koymayın.
Mister, don't call that dog"Lifesaver.
Şu cankurtaran yiyeceğine bak. 1945.
Look at that lifeboat food. 1945.
Amcam, dal parçası değil iki cankurtaran bulmuştu!
Uncle had found not one, but two lifeguards!
Bebek geliyor. Santral, cankurtaran istiyorum.
Operator, I need an ambulance. The baby's coming.
Düdükler sadece cankurtaran için.
Whistles are for lifeguards only.
Tamam. Cankurtaran burada.
All right, there's the lifeboat.
Bebek geliyor. Santral, cankurtaran istiyorum.
The baby's coming. Operator, I need an ambulance.
Amcam değil bir dal, iki cankurtaran bulmuştu!
Uncle had found not one, but two lifeguards!
Bugünlerde bir sürü insan cankurtaran arıyor.
Plenty of people these days looking for a lifeboat.
Ne?- Oraya cankurtaran göndereceğim?
I'm gonna send an ambulance over. What?
Marcello… Marcello…“ Cankurtaran geldi”.
Marcello… The ambulance has come. Marcello.
Her yüzücüye 2 cankurtaran.
Two lifeguards to every swimmer.
Marcello… Marcello…“ Cankurtaran geldi”.
The ambulance has come.- Marcello… Marcello.
Results: 523, Time: 0.0366

Top dictionary queries

Turkish - English