DAVALAR in English translation

cases
vaka
dosya
durum
olay
çanta
davayı
dava
lawsuits
davayı
dava
tazminat davası açtık
trials
duruşma
deneme
deney
davası
mahkemeye
dava
yargılanmayı
yargılama
bir imtihandır
causes
çünkü
sebep
neden
yüzünden
davaya
suits
elbise
giysi
uygun
takım elbise
takım
kostümü
kıyafeti
takımını
dava
zırhı
litigation
davaları
dava
proceedings
ilerliyor
devam
işlemler
davayı
süreç
duruşmadan
doğru
case
vaka
dosya
durum
olay
çanta
davayı
dava
lawsuit
davayı
dava
tazminat davası açtık

Examples of using Davalar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Davalar, devlet borçları,
There were lawsuits, government liens,
Bu davalar hepimizi etkiledi.
These trials have touched us all.
Chuck alehine olan bütün davalar düştü.
All the law suits were dropped against Chuck.
Hemen ardından, babanın tasarımları hakkında bazı davalar açılacak.
Soon affer that, there Will be litigation against some of yoυr father's designs.
Bu büyük davalar çok önemli olurlar.
This lawsuit's a pretty big deal.
Her dava kazanışımda, bu davalar hukuku basit bir şekilde değiştirdi.
They simply changed the law. that every time i've--i have won a case.
Davalar veya katlar arası ses şikâyetleri olabilir. Komşular arası anlaşmazlıklar.
Or lawsuits between neighbors or noise between floors. It can be about conflicts.
Bu davalar Sana söylemiştim.
Those trials I told you about.
Küçük tamamlanmamış davalar var.
Some minor, unfinished litigation.
Lockhart/Gardner bizim aleyhimize maddi olarak sıkıcı davalar getiriyor.
Sighs heavily Lockhart/Gardner brings costly nuisance suits against us.
Bazi davalar ugrunda öldürmeye deger.
Some causes are worth killing for.
Eminim davalar, birlikte geçirdiğimiz zamandan uzun sürecek.
I bet the lawsuit will take longer than the time we were together.
Bunun gibi davalar diğerlerinin üstünü kapatıyor. Nedeni de.
Is because a case like this gives him cover. but the reason he can.
Davalar işte böyle olumsuz düşünceler yüzünden kaybedilir.
That is the kind of stinkin' thinkin' that loses trials.
Bayan Summers kocanız son zamanlarda soruşturma ve davalar nedeniyle aşırı baskı altındaydı.
Mrs. Summers your husband has been under a lot of pressure lately with investigations and lawsuits.
Kayıp davalar için bir önsezi vardı.
He had a predilection for lost causes.
HDZnin yolsuzluk skandallarına ilişkin davalar ve soruşturmalar devam ediyor.
Trials and investigations into HDZ corruption scandals are ongoing.
Hastaları gördüğün her yerde olası davalar görüyorsun.
You are seeing potential lawsuits where you used to see patients.
Bulgaristandaki yeraltı patronlarıyla ilgili davalar yıllarca sürüyor
Trials against underworld bosses in Bulgaria have been dragging on for years,
Sorun nedir? Ruthless, davalar… ve sözleşmeler.
And contracts. What's the problem? Ruthless, lawsuits.
Results: 801, Time: 0.0337

Top dictionary queries

Turkish - English