Examples of using Denecek in Turkish and their translations into English
{-}
-
Ecclesiastic
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ateş, sabahakşam, onlara gösterilecek ve kıyametin koptuğu günde Firavun soyunu denecek, sokun azabın en çetinine.
Özel güvenlik aşağı yukarı 1.60-1.65 arası bir kadın sekiz civarı alışveriş poşetini süite götürmüş ardında kanıt denecek pek bir şey bırakmamış.
Yeruşalime Sadık Kent, Her Şeye Egemen RABbin dağına Kutsal Dağ denecek.
Bir gün Kar Ülkesine, Bahar Ülkesi denecek.
O gün Yeruşalime denecek ki, ‹‹Korkma, ey Siyon, gevşemesin ellerin.
kıyametin koptuğu günde Firavun soyunu denecek, sokun azabın en çetinine.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün:'' Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun'' denecek.
Şimdi Yakup ve İsrail için, ‹Tanrı neler yaptı!› denecek.
Kıyamet-saatinin kopacağı gün:'' Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun'' denecek.
kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona,
Sonra da zulmedenlere, tadın ebedi azabı denecek, kazandığınızın karşılığı neyse ondan başka bir şeyle mi cezaya uğrayacaktınız?
kendisine ‹Yüceler Yücesinin Oğlu› denecek. Rab Tanrı Ona,
İşte denecek, size, mabuduna tövbe eden,
Yüzleri kararanlara:“ Siz misiniz denecek, imanınızdan sonra inkâra sapanlar?
İşte denecek, size, mabuduna tövbe eden,
Buna artık Ejderha Kapısı denecek… ve iki tarafın halklarına da daima açık olacak.
Çünkü alıcılarım,“ hey planlar değişti” denecek tür insanlar değil. Öyle bir yerde üstünlük sağlamak da diğer bir zorluk.
Buna artık Ejderha Kapısı denecek… ve iki tarafın halklarına da daima açık olacak.
Sonra da zulmedenlere, tadın ebedi azabı denecek, kazandığınızın karşılığı
ona sunulurlar. Kıyamet-saatinin kopacağı gün:'' Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun'' denecek.