DENK in English translation

equal
eşit
denk
aynı
match
kibrit
uygun
aynı
müsabaka
maçı
eşleşme
dengi
uyumlu
uyuyor
karşılaşma
equivalent
eşdeğer
eşit
denk
eş değer
karşılığı
aynı
muadilini
run
kaç
kaçmak
koşar
idare
aday
kos
kaçar
koş
koşun
kaçın
hit
darbe
vuran
çarpan
isabet
suikast
vur
çarptı
vuruş
vuruldu
vurun
comparable
benzer
karşılaştırılabilir
dengi
kıyaslanabilir
stumble
tökezlediğini
rastladılar
sendeleyerek
hata
tesadüfen
denk
kyieın
rastlarlar
takıldığı
saldirdiysa
balanced
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
equals
eşit
denk
aynı
running
kaç
kaçmak
koşar
idare
aday
kos
kaçar
koş
koşun
kaçın
stumbled
tökezlediğini
rastladılar
sendeleyerek
hata
tesadüfen
denk
kyieın
rastlarlar
takıldığı
saldirdiysa

Examples of using Denk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Rapor'' Gerçekten denk değil.'' diyor.
The paper said,"It's not really balanced.
Ne de herhangi bir şey Ona denk oldu.
And none is comparable to Him.”.
Cordy ve ben soyunma odalarından birinde bir çeşit mistik noktaya denk geldik.
Cordy and I hit a mystical hot spot back in one of the dressing rooms.
İyi mücadele ettin Yönetici… ama artık denk değiliz.
You put up a good fight, Director… but we're no match now.
Delirdin mi? O ikisi gibi keşlere denk gelirsin.
Are you insane? You will run into junkies again, like those two.
Ama denk değiliz, hem de hiç değiliz.
But we're not equals, not even close.
Hiçbir kimse de Ona denk değildir.
And none is comparable to Him.”.
Bazen kemiğe denk gelirsiniz.
Sometimes you hit bone.
Pop yıldızına denk özel komşular.
Private neighborhood equals pop star.
Bugün oradaki latinlerle denk geliyoruz, dostum.
Them Latinos is running into us later today, homey.
Hiçbir kimse de Ona denk değildir.
There is no one comparable to Him.
Çocuklar, aslanlarımızda onlara denk değiliz.
Guys, we're no match for them in our lions.
An8} Tüm sanat tarihinde, buna denk bir şey bulamazsınız.
In whole history of art, you will not find anything equal to this.
Bu evrene bir sopa fırlatsan robota denk gelir.
Throw a stick in this universe, you will hit a robot.
Birbirinize denk değilsiniz.
You two are not equals.
Ormanın içinde arama yapıyordum… ve bir aydınlığa denk geldim.
I was searching through the forest and I stumbled across this shaft.
Sonraki zincirleme reaksiyon ise devasa bir atom bombasına denk bir patlamaya yol açabilirdi.
The ensuing chain reaction could set off an explosion comparable to a gigantic atomic bomb.
Benim Shao Lin Rahibime denk değilsin.
You're no match for my Shao Lin Monk.
Gypsy? Kemiğe denk gelirse dönmüyor?
It doesn't turn if you hit bone. Gypsy?
Biz denk değiliz, seni salak.
We're not equals, dumb-dumb.
Results: 296, Time: 0.0529

Top dictionary queries

Turkish - English