DIMDIK in English translation

tall
uzun
yüksek
dik
dimdik
uzunluk
uzun boylu
boyunda
straight
düz
direkt
düzgün
hemen
dümdüz
hetero
heteroseksüel
dürüst
dik
açık
upright
dik
dürüst
dosdoğru
dimdik
ayakta
hanif muvahhid
dininden
tektanrıcı
doğruya yönelerek
stand
tahammül
ayakta
kalın
yanında
geçerli
dur
ayağa
çekil
çekilin
durun

Examples of using Dimdik in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Uzanıp dimdik yukarıya bakmak çok güzel bir his.
To flop down here and look straight up. It feels great.
Bir roket gibi, dimdik yukarı.
Straight up like a rocket.
gözler dimdik ileri.
eyes straight ahead.
Sabah ok gibi dimdik uyandım.
I woke up in the morning straight as an arrow.
Bir roket gibi, dimdik yukarý.
Straight up like a rocket.
Gözlerinin içine bak dimdik.
Look at it straight in the eye.
Dimdik ve sadık nöbetteyiz.
Finn and true stands the watch.
Biri dimdik vagonun önünde durmalı.
As long as someone stands tall before the wagon.
Dimdik, kendinden emin,
Erect, confident, strong
Tom dimdik ayakta durdu.
Tom stood stiffly.
Ve kalktım, dimdik duruyorum ve terliyorum.
And I walked up, all stiff, and I'm sweating.
Dimdik bir Jake Scullye ne dersin?
How about Jake Scully… straight up?
O bir bebek gibi dimdik orada yatıyordu… solgun yüzüyle.
She lay there, rigid as a doll… her face pale.
Başarılı, dimdik genç müdür büyük şehirde tatlı küçük bir kızı korumasına almış.
Successful, upstanding young executive protecting a sweet little girl in the big city.
Seni dimdik ve gelecek vaat eden birine çevirir.
Turn you into a up and comer.
Dimdik yürür.
Walks all stiff.
Çiçeğin dimdik dikeni 2 insan boyuna kadar yükselebilir.
Its erect flower spike can rise to the height of 2 men.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
I will constrain him to a hard ascent.
Dimdik, bir tuzaktı.
Prick Up was a trap.
O bir bebek gibi dimdik orada yatıyordu… solgun yüzüyle.
Her face pale. She lay there, rigid as a doll.
Results: 149, Time: 0.0428

Top dictionary queries

Turkish - English