Examples of using Dimdik in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Uzanıp dimdik yukarıya bakmak çok güzel bir his.
Bir roket gibi, dimdik yukarı.
gözler dimdik ileri.
Sabah ok gibi dimdik uyandım.
Bir roket gibi, dimdik yukarý.
Gözlerinin içine bak dimdik.
Dimdik ve sadık nöbetteyiz.
Biri dimdik vagonun önünde durmalı.
Dimdik, kendinden emin,
Tom dimdik ayakta durdu.
Ve kalktım, dimdik duruyorum ve terliyorum.
Dimdik bir Jake Scullye ne dersin?
O bir bebek gibi dimdik orada yatıyordu… solgun yüzüyle.
Başarılı, dimdik genç müdür büyük şehirde tatlı küçük bir kızı korumasına almış.
Seni dimdik ve gelecek vaat eden birine çevirir.
Dimdik yürür.
Çiçeğin dimdik dikeni 2 insan boyuna kadar yükselebilir.
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Dimdik, bir tuzaktı.
O bir bebek gibi dimdik orada yatıyordu… solgun yüzüyle.