HELD HIGH in Turkish translation

[held hai]
[held hai]
dik
steep
up straight
upright
tall
high
perpendicular
vertical
erect
chug
orthogonal
dimdik
tall
straight
upright
held high
stand

Examples of using Held high in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Muslim alike with heads held high without any hope of escape from injury or death.
Müslümanlar başları dimdik yaralanmak ya da ölmekten kaçmayı ummadan.
I thought if his corruption was exposed then we would have an excuse to leave with our heads held high.
Yolsuzlukları ortaya çıkarsa böylece başımızı dik tutarak ayrılmak için bir bahane olur diye düşünmüştüm.
I will be able to face death with my head held high but these tyrants who call themselves Fascists cannot.
Başımı dik tutarak ölümle yüzleşme becerisini gösterebileceğim ama kendilerine Faşist diyen bu zalimler bunu başaramazlar.
That's one way of reacting, or you could walk in there with your breasts held high, looking smoking hot in a brand-new dress, and make him think,"I lost the best thing I ever had.
Bu da bir tepki biçimi tabii. Ya da'' göğüslerin dik'' oraya gidip yeni elbisen içinde taş gibi ortalarda salınıp'' Hayatımdaki en iyi şeyi kaybettim'' diye düşünmesini sağlayabilirsin. -Bunu yapabilirdim.
who fought for his country in the war. And if I live, I will walk with my head held high.
herkes şöyle söyleyecek… başım dik yürüyeceğim… Ülkesi için kahramanca çarpıştı. geri kalan yaşamımda.
be free to walk down any street in America… with our heads held high as men.
ülkemize dönebileceğiz… ve Amerikanın herhangi bir caddesinde… başımız dik, adam gibi dolaşabileceğiz.
Artie Abrams holds high the torch of dignity.
Artie Abrams asalet meşalesini yükseklerde tutar.
Go there with my head held high.
Oraya başım yukarıda gideceğim.
I walk with my head held high.
Dik başımla beraber yürüyorum.
Bread in the stomach, heads held high.
Ekmek midede, başlar yukarıda.
The battle was fought with head held high.
Savaş, başı dik bir şekilde yapılmış.
I now walk with my head held high, Hafid.
Artık başım dik yürüyebiliyorum, Hafid.
Head held high, chest out, long stumping strides!
Başın yukarıda, göğüsün dışarıda uzun ve sert adımlarla ilerliyorsun!
Heads held high, we march along like little soldiers.
Yürürüz başımız dik Küçük askerleriz biz.
Rest well, Harry, with your tail held high.
İyi dinlen Harry kuyruğun hep dik olsun.
I can face the world with my head held high.
Başım dik benim, dünyayla yüzleşebilirim.
Godtfred took the hard times with his head held high.
Godtfred zor zamanlarını başı dik bir şekilde atlattı.
You walk out of this school with your head held high.
Bu okuldan başını dik tutarak çıkacaksın.
heads held high.
başlar yukarıda.
You walk out of the school with your head held high.
Bu okuldan başını dik tutarak çıkacaksın.
Results: 1129, Time: 0.0352

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish