Examples of using Dolduran in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve Noter bütün gece bana şarap dolduran tek kişi.
İnsanın damarlarını ateşle dolduran çok kadın tanıdım.
Sezonluk başvuru formlarını dolduran yüzlerce insan gördüm.
Bence o sadece boşluğu dolduran bir şeydi, deyim yerindeyse.
Her nefesi dolduran kokusu, kaçamadığın boğucu bir duman.
İçini neşeyle dolduran bir şey.
Ben dolduran tüm gerekli formlar, bu yüzden, evet.
Bunu ilk dolduran kişi beni beni tanıyacak.
Kartuşlara toner dolduran kişiyim ben.
Ben yüreğime bilgi dolduran John Proctoru arıyorum.
Frank şeklindeki vakumu dolduran doğa gücü sensin.
Dolduran bir zırvalık. Benim için… İnanç sadece gerçekliğin yaşaması gereken mekanı.
Mahkeme salonunu dolduran Rajneesheeler, tüylerimi diken diken ediyordu.
Hayatımı dolduran kişilersiniz.
Her nefesi dolduran, kaçamadığın boğucu bir duman gibi olan kokusu.
Hani burun deliklerini dolduran bu leş kokusu?
Dünyayı dolduran yapay zekalar, gerçek kullanıcılar değiller.
Süpermarkette rafları dolduran vardiyaları her zaman alabilirim.
Süpermarkette rafları dolduran vardiyaları her zaman alabilirim.
Kahve bardağına şarap dolduran kadından mı bahsediyorsun?