EMIN in English translation

sure
emin
elbette
tabi
kesinlikle
kesin
tabiî
certain
bazı
emin
belli
belirli
kesin
malum
kesinlikle
mutlak
kaçınılmaz
eminiz
confident
emin
kendinden emin
kendine güvenen
özgüvenli
güvende
eminiz
to ensure
sağlamak için
emin
sağlayacak
garantilemek için
için
garantiye
sağlanması
garantiye almak için
garanti altına almak için
güvence altına
i assure you
emin
sizi temin ederim
seni temin ederim
size garanti ederim
positive
pozitif
olumlu
emin
artı
iyimser
surest
emin
elbette
tabi
kesinlikle
kesin
tabiî

Examples of using Emin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
İmkânsızı istemiyorum senden, tabii kendin bile emin değilsen.
I'M NOT ASKING FOR THE MOON HERE, UNLESS YOU'RE NOT EVEN SURE YOURSELF.
Sadece Justinin ne kadar istekli olduğundan emin değilim.
I'M NOT THAT SURE HOW EAGER JUSTIN'S GOING TO BE.
Cevaplarını öğrenmek istediğimden emin değilim.
I'M NOT HONESTLY SURE I WANT TO KNOW THE ANSWERS.
tam yanacak mı emin değilim.
I'M NOT SURE IF IT'S.
Ne yaptın? Ailemin hayat sigortasından para almalarından emin olmamım tek yoluydu.
IT'S THE ONLY WAY I COULD MAKE SURE THEY would COLLECT THE LIFE INSURANCE MONEY.
Bu eski silahın ateş edeceğinden emin değildim. Lanet olsun.
GODDAMN. I WASN'T REAL SURE THIS OLD GUN WOULD STILL SHOOT.
İşte bu yüzden bunu yaptığımızı kimsenin bilmediğinden süper-düper emin olmalıyız!
THAT'S WHY WE HAVE TO BE SUPER-DUPER SURE THAT NOBODY FINDS OUT WE'RE DOING IT!
Her türlü, emin olduğum iki şey var.
Either way, there are two things I am sure of.
Oğlunuz emin ellerde.
Your son's in good hands.
Ve emin olun ki Buraya kimse tekrar gelmeyecek.
And we will make sure that no one else comes here again.
Bebeğin ruhunun güvende olduğuna emin olana kadar amberi kullanamayız.
We can't use the amber until we know the baby's soul is safe.
Daha iyi olduğuna emin olana dek Nate amcanla kalacağız.
We are staying with Uncle Nate until we are sure that he is better.
Tom, ne istediğinden emin olan bir erkekle birlikte olmam gerek.
Tom, I need to be with a man who's sure of what he wants.
Emin değlim, sadece biliyorum.
Not I am sure, alone I know it.
Emin ol, öyleydi.
You bet it was, meeting
Onları aldığına emin olur musun?
Don't--would you make sure he takes these?
Emin ellerdesiniz ve pençelerde.
You're in good hands, and paws.
Ama emin ol, zamanla tadını almaya başlayacaksın.
But be assured, you will get used to the taste.
Çünkü her şeyi doğru yaptığımdan emin olmak istiyorum. Çünkü yanılıyorsam.
Because I need to know I did everything right because if I'm wrong.
Evet ama emin olmak için bir test de yok.
Yes, but they also think there's no test to be certain.
Results: 41193, Time: 0.0455

Top dictionary queries

Turkish - English