Examples of using Gergin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gergin çömez bir ajan fazla heyecanlandı.
Gergin görünüyorsun. Kurbanın saçından çıkanı yüzlerce ürünle karşılaştırdım.
Ne kadar gergin, güvensiz, korku doluydum, hatırlıyor musun?
Eminim gözetim memurunun birkaç gergin ilişkisi vardır.
Luke, senin de bu kadar gergin biriyle uğraşılmayacağını iyi bilmen gerekirdi.
Hepinizin bildiği üzere… Hindistan- Çin sınırında durum çok gergin.
Köprü gergin ve zemin sabitleyicisi tamamsa sıra kapanı oluşturmakta.
Tom gergin görünüyor.
Gergin görünüyorsun. Güzel gösteri Sör Henry!
David seni hiç bu kadar gergin görmemiştim.- Oraya bakma?
Gergin görünüyorsun.- Şerefe.
Kübiğinde gergin, yorgun ya da keyifsiz hissediyor musun?
Hayes ve Harperın ilişkisi… yıllar boyunca gergin olarak tanımlandı.
Annen gelecek diye bu kadar gergin olduğuna inanamıyorum. Tanrım.
Biraz gergin hissediyorum.
Tomun gergin olduğunu biliyorum.
Gergin teli.
Gergin olduğunu görebiliyorum oğul.
Ben gergin değilim, Randall, aklımı kaçırıyorum.
Daha az gergin görünüyorsun.- Çok iyi!