Examples of using Halde in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O halde yeni fiyat, kilosu 100.
Beni korkutamazsın. Ne halde olduğumu görmüyor musun?
Köpeklerin yılları gibi o halde.
Şu halde kalırsam, seni asla mutlu edemem.
Bu günlerde ne halde olduğumu bilmiyorsun.
Ve Patron bizi bu halde görürse hadım eder.
O halde bir şeyler anlamsızsa, o zaman şanslısın demektir.
Ne? Onu bu halde arayamam?
Ayrıca seni bu halde görmek ne demek bilmiyorsun.
O halde bir şeyler anlamsızsa, o zaman şanslısın demektir.
Sadece vücuduyla ruhunu mühürleyip onu bu halde tutabilirim.
Bu halde olmamın bir sebebi yok, Walker.
Onların tek parça halde geri geldiğinden emin olacağım, tamam mı?
Çocukların seni bu halde görmesini istemiyorum.
Bu halde, oturmana bile izin vermezler.
Kafasını takmadığından emin olmalıyız. Aksi halde, büyük bir sorunumuz olacak.
De Rusya nın ne halde olduğunu biliyor musunuz?
Bu halde söylemek istemedim sana.
Onu mutlu edecek başka birinin olduğunu bildiğim halde.
Efendim bu halde eve gidemem.