HALINE in English translation

become
olmak
olur
dönüşür
haline
olurlar
dönüş
make
yapar
yapan
daha
yapıyor
yapalım
yapar mı
kıl
yap
yapın
açın
then
sonra
o zaman
ardından
peki
böylece
derken
öyleyse
o halde
halde
zamanlar
self
benlik
öz
haline
kendi kendini
kişiliğini
kimliğini
state
eyalet
devlet
hal
durum
ülke
hükümet
savcılık
so
yani
peki
öyle
yüzden
kadar
böylece
o yüzden
demek
ki
de
well
iyi
şey
peki
evet
eh
aslında
öyle
güzel
eee
o zaman
turn
döner
geri
ihbar
açmak
dön
sırası
çevir
dönün
sıra
when
zaman
ne
hani
iken
sırasında
derken
en
sırada
gelince
yaşındayken
a rum-pot
haline

Examples of using Haline in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lizzieye bak, eski haline dönmüş.
Look at Lizzie, she's back to her old self.
Balın oluşumu, polenlerin nektar haline kovana… getirilmesi ile başlıyor.
Honey begins when our valiant Pollen Jocks bring the nectar to the hive.
Şu haline bak, güçlerini kullanıyorsun,
Well, look at you, using your powers,
Şunun haline baksana! Kısa etek, fönlü saç!
Look at the way you look, such a short skirt and dyed hair!
Neredeyse eski haline döndü.
He's almost back to his old self.
Hadi buradaki hayatımızın tadını çıkarıp… eski dünyayı kendi haline bırakalım.
And leave the Old World to itself. So let's enjoy our life here.
Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!
Alas for the unbelievers when they see the Terrible Day!
Haline bir bak. Adı Brandy.
Well, look at you. Her name is Brandy.
Senin Avatar haline girmene sebep olabilir.
In you, it may induce the Avatar State.
Yarın sabah eski haline döner.
He will be back to his old self in the morning.
Tüm bunları düzeltebilirim. Her şeyi olması gerektiği haline getirebilirim.
I can undo all this, put things back the way they're supposed to be.
Hepsini küçük Cumhuriyetçiler haline getirirsin.
You could turn them all into nasty little Republicans.
Hadi buradaki hayatımızın tadını çıkarıp… eski dünyayı kendi haline bırakalım.
So let's enjoy our life here and leave the Old World to itself.
Cuma gecesi, fırtına en beter haline kavuştuğunda bir film oynatacağız.
A movie, on Friday night, when storm will be at its worst.
Şu haline bak, genç bayan.
Well, look at you, young lady.
Arkadaşın güvende. Bu sadece Avatar haline girebilmeni sağlayabilmem için düzenlediğim bir oyundu.
Your friend is safe. It was just a trick to trigger the Avatar State.
Döndür onu eski haline.
Restore her to her former self.
Onların makinelerinde bir dişli haline gelmeni izlemek istemiyorum.
I don't want to watch you turn into a cog in their machine.
Şu haline bak, babanın karşısında nasıl da havalısın.
Look at you being so cool in front of your dad.
O büyük( dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!
Alas for the unbelievers when they see the Terrible Day!
Results: 1120, Time: 0.0707

Top dictionary queries

Turkish - English