Examples of using Hele in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hele ki bu yağmurda.
Hele biraz da eğitim alırsan. Çok iyisinden.
Hele Lon seni bu elbiseyle bir görsün, çıldırır artık.
Doğallığınız, hele ki böyle sert bir ortama yeni bir soluk katıyor.
Hele bir de sizi TVye çıkardığımızda… Zaten TVde varız.
Hele bu gece tüm bu insanların önünde olan kişi olamaz.
Hele hele kör bir adam
Hele bir geri dönsün o.
Sıradaki.- Bakın hele kim varmış burada.- Selam.
Hele bu okulda.
Hele biraz da egitim alirsan. Çok iyisinden.
Hele bir de yetenek gösterisi için hazırladığımız kalça dansını görsün.
Orada beni ilgilendiren bir şey yok artık. Hele ki Rose hiç yok.
Her işi baştan savma yaptığınızdan olmasın, hele sen.
Bunu tek başına yapmak istemezsin Daniel, hele ki şimdi.
Hele o Buford Abbeydeki dinsizlerle hiç.
Hele ki Marwa kadar güzel bir kadın.
Bakın hele kim varmış burada.- Sıradaki.- Selam.
Hele bu sesle.
Hele o lambayı bir ele geçireyim… o zaman tahtına ben oturacağım.