Examples of using Kovdu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Seçimlerden önce, ordu yönetimi ele geçirdi ve yargıcı kovdu.
Bu yüzden otel müdürü onu kovdu.
Sanki güneş geri gelip karanlığı kovdu.
Patrick bütün yılanları denize atarak onları İrlandadan kovdu.
Ama ben o görüşte kovdu onu haykıracak, ere, duydum.
Efendi beni kovdu.
Tom Maryyi evden kovdu.
O şeytan ile savaştı ve onu cennetten kovdu.
Seçimlerden önce, ordu yönetimi ele geçirdi ve yargıcı kovdu.
Kral Philip geçen yıl Yahudileri Fransadan kovdu.
İki kız kardeşin arasını bulma ümidiyle geldim fakat beni kovdu.
Tanrı onu Cennet Bahçesinden kovdu.
Sezonundan sonra kurul, Ronaldinho ve Frank Rijkaardı kovdu.
stüdyo beni kendi filmimden kovdu.
Erkek arkadaşım beni kovdu.
Avusturyalı Anna onu bu yüzden sarayından kovdu.
Kızım beni kovdu.
Bunun için mi onu kovdu?
Alaska, Alyssayı görevden kovdu.
Sorun ne?- Efendi beni kovdu.