PASIF in English translation

passive
pasif
edilgen
edilgin
sakinlestiginde eylemsiz
inactive
pasif
aktif
etkin olmayan
hareketsiz
faal değil
nonviolent
pasif
şiddet içermeyen
şiddetsiz
barışçıl
dormant
uyku
hareketsiz
uyuyan
pasif
atıl durumdalar
second-hand
ikinci el
ikinci ağızdan
pasif
disabled
devre dışı
pasifleştir
etkisizleştir
kapat
etkisiz hale
etkisiz hale getirmek
sakatlanması
passivity
pasiflik
dinginliğini aşabilir mi

Examples of using Pasif in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pasif, entelektüel farklılığına.
The passive intellectual variety.
Bir kere olsun şu pasif agresif saçmalıklarını bırakamaz mısın, lütfen?
Look, you wanna drop the passive aggressive bullshit for once, please?
Tüm bu pasif insanlardan kurtulmaya.
All these dysfunctional people.
Ben senin hala pasif oğlanın olmak istiyorum.
I STILL WANT TO BE YOUR BOTTOM BOY.
Pasif ve hoşgörülü insanlar saldırganlaşmaya başlarlar.
From passive and tolerant, they begin to get aggressive.
Daha çok pasif ortak konumundayım şu an.
I'm more… a silent partner now.
Gündüzleri mercanlar pasif ve bitki gibi görünebilir ancak geceleri aktif avcılara dönüşürler.
By day corals may be passive and plantlike, but by night they become active hunters.
Birçok Müslüman pasif sempati duyabilir.
Many Muslims can sympathize passively.
Ama pasif ve kararsızdı.
But she was passive and indecisive.
Evlilikte pasif biri.
He's submissive in the marriage.
Toplum pasif kaldığında ise, işte o zaman gerçekten korkuyorum.
When society is passive: that's when I feel really scared.
Pasif suçluların tekrar suç işleme hızı, aktif suçlulara göre daha fazladır.
The recidivism rate for non-violent offenders is higher than for violent.
Aslında pasif sağ ventrikül içine akar.
It actually passively flows into the right ventricle.
Pasif kalır.
She's passive.
Pasif olsam birinin kancigi sayilirdim anlarsin ya?
Otherwise I would end up someone's bitch, right?
Rezero pasif, ve onu hareket ettirebiliriz.
Rezero is passive, and we can move him around.
Bush'' bir çeşit pasif, ikincil eşeysel özellik.
A bush is a sort of passive, secondary sex characteristic.
Pasif suçlu, Brooklynde mülke izinsiz giriş
Non-violent offender picked up in Brooklyn for trespassing
Maddeye pasif olarak maruz kalmış.
His exposure was passive.
Eğitim felsefesi, pasif öğrenme yerine eleştirel düşünme becerilerini vurgulayacak şekilde değiştiriliyor.
The educational philosophy is being changed, emphasising critical thinking skills instead of passive learning.
Results: 653, Time: 0.0409

Top dictionary queries

Turkish - English