Examples of using Saklanarak in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Dördü saklanarak yaşıyor.
Suçlu olarak saklanarak yaşamak zorunda kalacaksınız.
Burada saklanarak bizlerden birini atmamayı başaracağını mı sanıyorsun?
Sadece burada böyle saklanarak ne yaptığımı bilmiyorum.
Onlardan saklanarak ve kacarak hayatta kaldik…
Onlardan saklanarak ve kaçarak hayatta kaldık… ama onlar kapı bekçileri.
Ömrünü insanlardan saklanarak geçirirken kostümlerden nefret mi ediyorsun?
Çin ordusundan saklanarak Tibet boyunca yürüdüm.
O ağaçta saklanarak üç gece geçirdim.
Annesiyle saklanarak yaşadı. Başkentte iki yıl boyunca.
Büyükannenin evinde saklanarak okuldan kurtulduğunu sanma.
Neden insanların bizden saklanarak, hayatlarını riske attıklarını da.
Onun senin arabanda saklanarak sınırı geçmesi tehlikeli bir durum.
Bir de ömür boyu saklanarak yaşamak.
Biliyorum ama aynı zamanda bir dakika bile dünyadan saklanarak geçirmek istemiyorum.
Lydia Robinson, günlerimi ve haftalarımı burda saklanarak geçirmek zorundayım.
Sutezo and Sato sulh yargıcının aramalarından saklanarak Edoda kaldılar.
Seninle görüşmek istiyorum saklanarak bile olsa.
O akşam, senden saklanarak kaçınmayı tercih ettim.
Ben çocukluğumu kardeşimle evde saklanarak geçirdim.