SAKLANARAK in English translation

hiding
saklanmak
saklamak
saklayın
gizlemek
saklanın
gizlenmek
postunu
hidden
saklanmak
saklamak
saklayın
gizlemek
saklanın
gizlenmek
postunu
hide
saklanmak
saklamak
saklayın
gizlemek
saklanın
gizlenmek
postunu
hid
saklanmak
saklamak
saklayın
gizlemek
saklanın
gizlenmek
postunu

Examples of using Saklanarak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dördü saklanarak yaşıyor.
Four live in secret.
Suçlu olarak saklanarak yaşamak zorunda kalacaksınız.
You will have to live hidden away as criminals.
Burada saklanarak bizlerden birini atmamayı başaracağını mı sanıyorsun?
You think you can avoid firing one of us by hiding out here?
Sadece burada böyle saklanarak ne yaptığımı bilmiyorum.
I-I just don't know what I'm doing here hiding out like this.
Onlardan saklanarak ve kacarak hayatta kaldik…
We have survived by hiding and running from them…
Onlardan saklanarak ve kaçarak hayatta kaldık… ama onlar kapı bekçileri.
But they are the gatekeepers. We are survived by hiding from them by running from them.
Ömrünü insanlardan saklanarak geçirirken kostümlerden nefret mi ediyorsun?
You spend your life hiding from people and you hate costumes?
Çin ordusundan saklanarak Tibet boyunca yürüdüm.
I trekked through Tibet avoiding the Chinese army.
O ağaçta saklanarak üç gece geçirdim.
I spent three nights hidin' in that tree.
Annesiyle saklanarak yaşadı. Başkentte iki yıl boyunca.
In the capital city for two years. She lived in hiding with her mother.
Büyükannenin evinde saklanarak okuldan kurtulduğunu sanma.
Don't think you can avoid school by hiding at Grandma's house.
Neden insanların bizden saklanarak, hayatlarını riske attıklarını da.
The people in this village are risking their lives to hide us.
Onun senin arabanda saklanarak sınırı geçmesi tehlikeli bir durum.
It's dangerous that he hides in your car and go accross the border.
Bir de ömür boyu saklanarak yaşamak.
And a lifetime of hiding.
Biliyorum ama aynı zamanda bir dakika bile dünyadan saklanarak geçirmek istemiyorum.
I know, but I also refuse to spend another minute hiding from the world.
Lydia Robinson, günlerimi ve haftalarımı burda saklanarak geçirmek zorundayım.
Lydia Robinson, I have to spend days and weeks holed up in this place.
Sutezo and Sato sulh yargıcının aramalarından saklanarak Edoda kaldılar.
Sutezo and Sato stayed in Edo, avoiding the magistrate's search.
Seninle görüşmek istiyorum saklanarak bile olsa.
I want to keep seeing you, even if we have to sneak around.
O akşam, senden saklanarak kaçınmayı tercih ettim.
That evening, I managed to avoid you by hiding from you..
Ben çocukluğumu kardeşimle evde saklanarak geçirdim.
I spent my childhood hidden in a house with my brother.
Results: 414, Time: 0.0358

Top dictionary queries

Turkish - English