SANKI in English translation

as if
sanki
gibi olur
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni
feel
hissetmek
sanki
bir his
hissediyor musun
kind
tür
biraz
nazik
nasıl
kibar
çeşit
tarz
biçim
tip
böyle
seem
görünüyor
sanki
galiba
gibi görünüyor
görünen
gözüküyor
geliyor
anlaşılan
görünür
öyle
almost
neredeyse
hemen hemen
yaklaşık
az daha
sanki
âdeta
nerdeyse
az kalsın
look
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
it's
olsun
ki
bu
mi
olur
öyle
çok
buysa
söylensin
seems
görünüyor
sanki
galiba
gibi görünüyor
görünen
gözüküyor
geliyor
anlaşılan
görünür
öyle
looks
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
it was
olsun
ki
bu
mi
olur
öyle
çok
buysa
söylensin
feels
hissetmek
sanki
bir his
hissediyor musun
seemed
görünüyor
sanki
galiba
gibi görünüyor
görünen
gözüküyor
geliyor
anlaşılan
görünür
öyle

Examples of using Sanki in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ya aşk? Yüz dolarlık fren işi sanki.
What about love? Sounds like a hundred-dollar brake job.
Bilemiyorum, Rick. Biraz fazla ıslak gibi sanki.
I dunno, Rick. That looks a little too wet.
Çirkin ayakları sanki bir baltayla kesilmiş gibidir.
Their ugly feet look like their toes got chopped off with an axe.
O kayayla ağacı sanki biri bilerek oraya koymuş gibi.
The rock and the tree look as though someone put them there purposefully.
Anlayamadım? endişeli bir halin var. Sanki bir şey yapacakmışım gibi?
You look worried, like I will do something. I'm sorry?
Ama su anda sanki her gunum bir hediye.
But for right now, I feel like each day is a gift.
Umurumda mı sanki? Aşığım. Onu seviyorum.
I care not, I, knew she and all the world.
Sanki kendimin yepyeni bir yönünü keşfediyormuş gibiydim.
I felt like I was exploring a whole new side of myself.
Sanki iki kişi iskelede durmuş,
It looks like two people standing on the dock,
Sanki sıcak suyla dolu bir küvette oturuyorum.
I feel like I'm sitting in a bathtub full of warm water.
Sanki tüm dünya keşfedilmeyi bekliyor.
I feel like the whole world's waiting to be explored.
Sanki minnacık bir insan gevreğinde boğuluyormuş gibi.
It looks like a tiny little person drowning in your cereal.
Tanrım, sanki gerçek bir leopar yapmış gibi.
My God, it looks like an actual leopard made it..
Sanki altıma yapmışım gibi ama yapmadım.
It feels like I peed my pants, but I didn't.
Ama şu anda sanki her günüm bir hediye.
But for right now, I feel like each day is a gift.
Sanki herkes kuaförden ve makyajdan… yeni gelmiş gibi.
It looks like everybody just came… from hair and makeup.
Aman tanrım, sanki biri…-… bütün ayağına pancar sürmüş gibi.
Geez, it looks like somebody rubbed beets all over your feet.
Sanki Brad, konuk evinde geliştirilmiş bir telefon bulmuş gibi.
Sounds like Brad found himself a phone upgrade in the guest house.
Sanki şu an tek konuştuğumuz, şu film anlaşması.
I feel like all we talk about right now is this movie deal.
Sanki bu gece dispeptik olacakmışım gibi içimde bir kurtçuk hissediyorum.
I feel just a mite as though I would have a little dyspepsia tonight.
Results: 22458, Time: 0.075

Top dictionary queries

Turkish - English