Examples of using Sevecen in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve sevecen. Aynı zamanda sporcu.
Ayrıca bu sevecen ve ihtiyatlı tavrın.
Sevecen ve şefkatliydi, o yüzden bu olay olduğunda.
Başta çok nazik ve sevecen bir sevgiliydi.
Sevecen bir insan değilim sanırım.
Sevecen insanlarla takılmayı severim.
Gerçekten sevecen. Ve endişe verici.
Her birinin sevecen ve barışçıl olması için… kendilerine uygun görüntüler seçtim.
Hastalarımızdan ve çok sevecen çiftçilerimizden… Tanrının işini yapıyorlar.
En azından birbirimize karşı…-… sevecen olmaya çalışalım.
Ama senin de zayıf ve çocuklar kadar sevecen olabileceğini biliyorum.
Kural 1: kendine temiz, sevecen bir ihtiyar bul.
Aksi ama sevecen olduğunu düşünüyorlar sanıyordum.
O herkese sevecen ve terbiyeli davranırdı.
Bence zavallı çocuğun mahkeme salonunda sevecen bir yüz görmesi fena olmaz.
Sevecen, hatta.
On yedi. Dokuz. Sevecen. Fırın. Şafak. Dur.
Yeni, iyileştirilmiş, sevecen Christian.
Biz onları zorlamadan sevecen olmayı öğrenmeyecekler.
Her seferinde yumuşak ve sevecen sözlerine teslim oluyorum.