SEVECEN in English translation

affectionate
sevecen
sevgi dolu
şefkatli
müşfik
sıcakkanlıdır
canayakın
kind
tür
biraz
nazik
nasıl
kibar
çeşit
tarz
biçim
tip
böyle
lovely
güzel
hoş
harika
sevimli
tatlı
sevgili
şirin
sevecen
şahane
nefis
tender
hassas
ihale
yumuşak
nazik
narin
taze
sevecen
dokunaklı
müşfik
körpe
compassionate
rahman
sevecen
merhametli
şefkatli
müşfik
friendly
dost
dostane
arkadaşça
samimi
cana yakın
dostluk
sıcakkanlı
sevecen
canayakın
arkadaş canlısı
benign
sevecen
iyi huylu
zararsız
tehlikesiz
i̇yi niyetli
mülayim
loving
aşk
sevgi
seviyorum
aşkın
sever
seven
bayılır
canım
bayıldım
caring
dikkat
umrumda
iyi
umrunda
değer
göz kulak
umursamaz
umurumda
bakım
çaresine

Examples of using Sevecen in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ve sevecen. Aynı zamanda sporcu.
He's a jock, too. And, and endearing.
Ayrıca bu sevecen ve ihtiyatlı tavrın.
And that compassionate vigilance thing.
Sevecen ve şefkatliydi, o yüzden bu olay olduğunda.
He was kind and caring, so when all this came up.
Başta çok nazik ve sevecen bir sevgiliydi.
At first, he was a very gentle and tender lover.
Sevecen bir insan değilim sanırım.
I guess I'm just not lovable.
Sevecen insanlarla takılmayı severim.
I like hanging out with friendly people.
Gerçekten sevecen. Ve endişe verici.
And alarming. It's really endearing.
Her birinin sevecen ve barışçıl olması için… kendilerine uygun görüntüler seçtim.
Benign and peaceful. I chose delivery footage each should find.
Hastalarımızdan ve çok sevecen çiftçilerimizden… Tanrının işini yapıyorlar.
A combination of our patients themselves and some very compassionate farmers doing God's work.
En azından birbirimize karşı…-… sevecen olmaya çalışalım.
Let's try at least to be kind to each other.
Ama senin de zayıf ve çocuklar kadar sevecen olabileceğini biliyorum.
But I know you can be weak and tender as a child.
Kural 1: kendine temiz, sevecen bir ihtiyar bul.
Rule number one, find yourself a lovely, clean older man.
Aksi ama sevecen olduğunu düşünüyorlar sanıyordum.
I thought they thought he was gruff, but lovable.
O herkese sevecen ve terbiyeli davranırdı.
He treated everyone with… kindness and decency.
Bence zavallı çocuğun mahkeme salonunda sevecen bir yüz görmesi fena olmaz.
I think the poor guy ought to see one friendly face in the courtroom.
Sevecen, hatta.
Endearing, even.
On yedi. Dokuz. Sevecen. Fırın. Şafak. Dur.
Furnace Seventeen Benign Stop… Nine Daybreak.
Yeni, iyileştirilmiş, sevecen Christian.
The new, improved, compassionate Christian.
Biz onları zorlamadan sevecen olmayı öğrenmeyecekler.
They won't learn to be kind until we force them to.
Her seferinde yumuşak ve sevecen sözlerine teslim oluyorum.
Each time I surrender To your words, soft and tender.
Results: 544, Time: 0.0583

Top dictionary queries

Turkish - English