TEDIRGIN in English translation

nervous
gergin
sinir
tedirgin
asabi
ürkek
heyecanlı
endişeli
endişelendiriyor
geriliyorum
heyecanlandım
anxious
tedirgin
gergin
endişeli
hevesli
kaygılı
endişelendiriyor
huzursuz
istekli
heyecanlı
sabırsız
uneasy
tedirgin
huzursuz
rahatsız
hem rahat hem
worry
endişelenmek
endişe
merak
dert
tedirgin
merak etme
upset
üzgün
kızgın
sinirli
altüst
mutsuz
kırgın
sıkkın
tedirgin
üzüldü
üzdü
jumpy
gergin
ürkek
sinirli
tedirgin
diken üstündeyim
restless
kıpır kıpır
tedirgin
huzursuz
hareketli
rahatsız
uykusuz
yerinde duramayan
troubled
dert
sıkıntı
problem
sorun
bela
sorunlar
zahmetten
başın derde
zorlanıyorum
rahatsız
irritated
sinirlendirdim
rahatsız
tahriş
sinir
perturbed

Examples of using Tedirgin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Evet. Aynen öyle efendim, tedirgin görünüyordu.
Yes, yes, that's it, sir. Yes, sir, he looked agitated.
Ben tedirgin değilim.
I'm not unsettled.
Çok tedirgin, Navi.
He's very upset, Navi.
Tom tedirgin olmuş olmalı.
Tom must have been irritated.
Biraz tedirgin görünüyorsun.
You seem a little uneasy.
Fakat Sebastian için hayır. Dinle, gösterideki diğer erkekler için tedirgin olabilirsin.
Listen, you can worry about any other guy in this show, but not Sebastian.
Çünkü nerede olduğunu bilmediğim zaman tedirgin oluyorum.
I get nervous when I don't know where you are.
Senin yanındayken hep tedirgin oluyor… Lord Marshal.
He's always been unsettled around you… the Lord Marshal.
Neden tedirgin olduğunu görebiliyorum.
I can see why you're upset.
Tom Marynin tedirgin olduğunu söyledi.
Tom said Mary was irritated.
Tedirgin değilim. Gayet iyiyim.
I'm not jumpy, I'm fine.
Tedirgin görünüyorsunuz. Tamam.
Okay. You look troubled.
Hatta Sultan bile bu kaba, haşin tavrından tedirgin olmaya başlamıştı.
Even the Sultan had begun to be uneasy with this rude, harsh attitude.
Ben burdayım diye mi utanıyorsunuz? Tedirgin olmayın.
Hard to eat with me here? You needn't worry.
Çünkü nerede olduğunu bilmediğim zaman tedirgin oluyorum.
Because I get nervous when I don't know where you are.
Hayır. Eminim, bu, biraz da senin tedirgin olmanla alakalıdır.
I'm sure part of the problem is you're anxious.- No.
Tedirgin olmama rağmen, tedirgin değilim numarası yapmalıyım.
Though I am scared, I must pretend I'm not.
Tedirgin görünüyorsun.
You look irritated.
İnsanları tedirgin ediyor.
People are upset about him.
Buradakilerin, tedirgin olmak için bir sebebi var mı?
Anybody in here got a reason to be jumpy?
Results: 523, Time: 0.0441

Top dictionary queries

Turkish - English