TERBIYELI in English translation

decent
düzgün
iyi
dürüst
saygın
uygun
güzel
nazik
edepli
nezih
temiz
behave
uslu
davranır
davranıyor
davranış
davranın
hareket
davran
uslu dur
terbiyeli
düzgün dur
polite
kibar
nazik
hoş
terbiyeli
edepliydi
polite gibi
well-mannered
terbiyeli
iyi huylu
kibar
efendi
iyi yetişmiş
manners
türlü
biçim
şekilde
tavırlar
tarzı
davranışları
adabının
bir tavırla
görgü kuralları
üslupta
well-behaved
uslu
terbiyeli
iyi huylu
proper
uygun
düzgün
doğru
gerçek
gerekli
münasip
doğru dürüst
tam
adamakıllı
terbiyeli
well-brought-up
terbiyeli
iyi yetiştirilmiş
decency
ahlak
edep
namus
nezaket
terbiyen
dürüstlük
anlayışlı
well-bred
soylu
i̇yi terbiyeli
görgülü
kibar
asil
olabiliyorlar

Examples of using Terbiyeli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tamam terbiyeli olacağım.
Okay okay, I will behave.
Dadım bana terbiyeli olmayı öğretti.
My nurse taught me to be polite.
Kedilerimiz gayet terbiyeli, Mario.
Our cats are very well-behaved, Mario.
Bir de şimdiki haline bak. Terbiyeli Katolik kız Protestanlar için ırgat gibi çalışıyor.
And look at you now, proper Catholic girl, toiling away for Protestants.
Burası terbiyeli olmaya alışmıştı.
This place used to have some decency.
Terbiyeli hanımlar, partide uykuya yatar. Uykum yok.
I'm not tired. Well-brought-up ladies takes naps at parties.
Terbiyeli olmayı ve emirlere itaat etmeyi öğrenecek.
She will learn manners and to obey orders. I am not a slave.
Terbiyeli olmalısınız ve size söyleneni yapmalısınız.
And you must behave yourselves and do as your told.
Terbiyeli ol. O Bay Takeshinin sevgilisi.
Be polite. She's with Mr Takeshi.
Saygılı. Terbiyeli. Senin gibi değil.
Respectful, well-behaved, not like you.
Çok terbiyeli, yetenekli.
He's so well-mannered, talented.
Hayır, terbiyeli biri bunu tekrarlamazdı.
No, a well-bred person wouldn't have repeated that.
Terbiyeli, nitelikli çok nitelikli bir kamu hemşiresi.
A proper, qualified, highly-qualified civilian nurse.
Uykum yok. Terbiyeli hanımlar, partide uykuya yatar.
I'm not tired. Well-brought-up ladies takes naps at parties.
Terbiyeli insanlar çıplak hâlde yemek yemezler.
Polite persons do not take their supper in the nude.
Bazı kızlar da kibar, terbiyeli polis Corey Welch gibi iyi adamları sever.
The polite, well-mannered constable. Some girls like good boys like Corey Welch.
Muhteşem ev, terbiyeli çocuklar, ölü baldızlar, pahalı sedan.
Fabulous house, well-behaved kids, sisters-in-law dead, luxury sedan.
Bence Dougal en azından bizi karşılayacak kadar terbiyeli olmalıydı.
I thought Dougal would at least have had the decency to meet us at the hotel.
Çocuklar, biz yokken terbiyeli davranın.
You kids behave yourselves while we're away.
Biraz fazla terbiyeli, özgüvenli yapmacık, azıcık gülünç.
A little too well-bred, self-confident… Artificial, a trifle absurd.
Results: 314, Time: 0.0657

Top dictionary queries

Turkish - English