UZAK in English translation

away
uzak
çekip
hemen
uzaktan
ayrı
uzaklaş
gitti
kaldı
buradan
bir kenara
far
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
distant
uzak
uzaktan
soğuk
mesafeli
remote
uzak
uzaktan
ücra
ıssız
sapa
kumandayı
uzaktan kumandayı
kumanda
cihazımı
faraway
uzak
oynadιğιnι new mexico adιnda vahşi ve uzak
stay out
uzak dur
karışma
dışında kal
dışarıda kal
çekil
dışarıda kalın
dışında kalın
uzak kalmak
dışarıda bekle
dışarıda dur
avoid
uzak
önlemek
kaçınır
kaçınıyor
kaçın
uzak dur
görmezden
sakınması
kurtulmak için
kaçmak
distance
mesafe
uzak
uzaktan
farther
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
furthest
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
farthest
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar

Examples of using Uzak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sonun en uzak göründüğü nokta. Başlangıç noktası.
It's the point where the end seems the farthest. The starting point.
Evet. Bulunduğum en uzak kuzey, Utsunomiya.
The furthest north I have been is Utsunomiya- Yes.
Eğer sırtlandan uzunsan senden uzak durur.
If you're taller than the hyena, it will keep its distance.
İkinci kural: Hayattan vazgeçseniz bile, Beladan uzak dur.
Stay out of trouble. Second rule: Even if you have given up on life.
Çok naziktirler, ama… İnsanlar ondan biraz uzak dururlar.
They're quite gentle, really, but people avoid them because they're a bit… Different.
Aklımdan en uzak şey.
Farthest thing from my mind.
Taş en uzak bölmede.
The Stone is in the furthest pod.
Belki de senden bu sebeple uzak duruyor.
That's why he may be keeping his distance from you.
Ama şu anda şunu atlatalım ve Bill Ramirezden uzak duralım.
But right now, let's just get through this and avoid that Bill Ramirez guy.
İyi şanslar. Belki bir süre pırlantacılardan uzak durursunuz.
Just maybe stay out of diamond stores for a while. Good luck.
Aynen. O zamanlar bana en uzak yer orası geliyodu.
Yeah. it was the farthest place I could think of. I mean, at the time.
Sen benim bildiğim erişkine en uzak şeysin sen.
You are the furthest thing from an adult that I know.
Bilmiyorum. Kendimi sana uzak hissediyorum.
I don't know, I feel a lot of distance. I.
Taş, en uzak kapsülde.
The Stone is in the furthest pod.
Yine sen? Majestelerinden uzak durmanı söyledim.
You again? I have told you to keep your distance.
Ama şimdilik polisliğime bakıp Tanrıyla ilgili şeylerden uzak duracağım.
But for now, I'm going to stick to police work and avoid anything God-related.
Ve Jim bundan olabilecek en uzak şeydi.
And, honestly, I think that Jim was the furthest thing from it.
Ama şimdilik polisliğime bakıp Tanrıyla ilgili şeylerden uzak duracağım.
And avoid anything God-related. But for now, I'm going to stick to police work.
Gittiğim en uzak yer.
The furthest I ever went was along the Mrne.
Sokarın kuvvetlerinden uzak durmalısın.
you may have to avoid Sokar's forces.
Results: 14078, Time: 0.0593

Top dictionary queries

Turkish - English