Examples of using Yorgun in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Shaz, yorgun hissedeceksin.
Tom yorgun görünüyor.
O yorgun, bir süre daha uyumak istiyor.
Tom yorgun görünüyordu.
Yorgun gözüküyorsun.
Eğer yorgun olmasaydım, sana kaç milyon yıl olduğunu söylerdim.
Yorgun ve paranoyaksın ve hemen eve gidiyorsun ki ben de bitirebileyim.
Adamlar yorgun. İki gündür uyumadılar.
Oldukça yorgun görünüyorsun.
Neden yorgun değilsin?
Neden yorgun değilsiniz?
Yorgun değilseniz, gitmemiz gereken bir yer daha var.
Müvekkillerim yorgun ve stres altında.
Yorgun olduğum zaman denizkızları bana yardım ediyor.
Sen yorgun olduğunda ve birinin yerine bakmasına ihtiyacın olduğunda hep ben baktım.
Yorgun, ve bir şeyler de yemesi lazım.
Şey, hayvan yorgun, buraya gelirken onu çok zorladım.
Taani partner, yorgun hissediyorsan çekilmek de serbestsin.
Annenizin yorgun, tembel ve alıngan olmasının tek sebebi sizlersiniz.
Yarın döndüğünde yorgun olursun. Sonraki gün görüşürüz.