A CERTAIN AMOUNT in Turkish translation

[ə 's3ːtn ə'maʊnt]
[ə 's3ːtn ə'maʊnt]
belli bir miktar
a certain amount
a certain quantity
a certain number
belirli bir miktar
certain amount
belirli bir miktarda
certain amount
belli bir miktarda
a certain amount
a certain quantity
a certain number
belli ölçüde

Examples of using A certain amount in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Only a certain amount.
Belli miktarda bir vakit.
Pro per defendants are given a certain amount of latitude.
Davalının kendini savunması ona belli miktarda serbestlik veriyor.
The Nile, as we know, carries a certain amount of clay. Unclean.
Kirli. Bildiğimiz gibi Nil Nehri belli miktarda kil taşır.
The Nile, as we know, carries a certain amount of clay.
Nil, bildiğimiz üzere belirli miktarda Kil taşır.
They say, the sun puts out a certain amount of energy-- we know how much that is-- it falls on the earth, the earth gives back a certain amount.
Birisi çıkıp şöyle anlatmalı, güneş belli bir miktar enerji üretiyor, ne kadarının dünya üzerine düştüğünü biliyoruz, ve bir kısmını geri yansıtıyor.
There was a lot of international competition and there was a certain amount of skulduggery and it certainly cost a small fortune.
Bir sürü uluslararası rekabet oldu… ve belli bir miktar mezar soygunculuğu da oldu… ve o, kesinlikle, küçük bir servete mal oldu.
yes, a certain amount of responsibility must be inferred.
sonuçta belirli bir miktar sorumluluğum olmalıydı tabii ki.
And if you're gonna do that, you got to be ready to take a certain amount of shit.
Bunu yaptığın zaman da belli bir miktar saçmalığa katlanmak zorundsın.
the person you are… as carrying a certain amount of baggage.
kendinin ne olduğunun farkında olursun belirli bir miktar bagaj taşıyormuşsun gibi.
A certain amount of"transformation energy" will be used as the molecules of the"working body" do work on each other when they change from one state to another.
Belirli bir miktarda'' dönüşüm enerjisi'','' çalışan cisim'' molekülleri bir halden başka bir hale geçerken birbirleri üzerinde iş yaptıkları için harcanmalıdır.
No matter their relationship, there will always be an equation where a certain amount of corn will exchange for a certain amount of iron.
Kullanım değeri; Değişim değeri Aralarındaki ilişkiye bakılmaksızın, her zaman belli bir miktar demir için belli bir miktar mısır değiş tokuşunda bir eşitlik olacaktır.
Which will go to pay off the mortgage on your home. We will deduct a certain amount from your salary each week.
Maaşınızdan, evinizdeki mortgage faizini ödemek için… belirli bir miktar kesinti yapacağız.
Lola, look, I know you're an actress, and there's a certain amount of quirkiness that I'm supposed to find charming,
Lola bak, biliyorum sen bir oyuncusun ve ortada belli bir miktarda etkileyici bulmam gereken gariplik var
You know that they print a certain amount of money What? relating to assets in other parts of the system.
Neyi? Bildiğin gibi, sistemin diğer kesimlerinde oluşan ihtiyaca… göre belirli bir miktarda para basılır.
School gets a certain amount of money for each kid that shows up one day in September- and one day in October.
Okul Eylülde ve Ekimde bir gün okula gelen öğrenci için belli bir miktar para alıyor.
There's one where they know who you are and they're going to spend a certain amount of resources on targeting you.
Birincisinde kim olduğunu biliyorlar, belli bir miktarda kaynak harcıyorlar, seni hedef almak ve fiziksel olarak izlemek için.
parts of the system. What? You know that they print a certain amount of money.
sistemin diğer kesimlerinde oluşan ihtiyaca… göre belirli bir miktarda para basıIır.
So, whatever we do has to be done with a certain amount of uh… secrecy.
Peki, biz ne olursa olsun ah belli bir miktar ile yapılmalıdır… gizlilik.
A certain amount of resources on targeting you. There's one where they know who you are
Birincisinde kim olduğunu biliyorlar, belli bir miktarda kaynak harcıyorlar, seni hedef almak
School gets a certain amount of money for each kid that shows up one day in September.
Okul Eylülde ve Ekimde bir gün okula gelen öğrenci için… belli bir miktar para alıyor.
Results: 82, Time: 0.0433

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish