A MUSE in Turkish translation

[ə mjuːz]
[ə mjuːz]
bir ilham perisi
ilham perisi
bir ilham perisine
ilham perim

Examples of using A muse in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But here you will not find a muse like The Viper of Nicanor Parra.
Ama burada ilham bulamazsın… Nicanor Parranın engerek yılanı gibi.
A muse has no place in battle.
Bir perinin savaşta yeri yoktur.
I think Raphael just needed a muse.
Sanırım Raphaelin ilhama ihtiyacı varmış.
A muse. An artist. A culinary wizard.
Peri. Mutfak büyücüsü. Sanatçı.
A muse has no place in battle.
Bir perinin savaşta işi yoktur.
Even a muse needs a muse.
İlham perisinin bile ilham perisine ihtiyacı vardır.
You must be an angel, a muse.
Bir melek olmalısın, ilhâm perisi.
A good place to start would be to ask a muse but I can't figure out how to summon one.
Bir ilham perisine sormak iyi bir başlangıç olurdu ama bir tanesini nasıl çağırabileceğimizi anlamış değilim.
That's why she's spent her life as a muse while I do hair and make-up.
Bu yüzden, o hayatını ilham perisi gibi geçirirken ben ise saç ve makyaj işine koyuldum.
A muse needs only to be in order to inspire mortal man to reach for something greater than himself.
Bir ilham perisinin ihtiyacı olan yalnızca kendisinden daha büyük bir şeye ulaşmak amacında olan fani birine ilham vermektir.
But, of course, an artist is nothing at all without a subject, a model, a muse.
Ancak, elbette, öznesl; blr modell, blr perlsl olmayan blr sanatçı blr hlçtlr.
He's, uh, kind of like a… Bit of a muse.
O, uh, neye benziyor… Bir parça da olsa bir de ilham kaynağıydı.
An architect needs a muse.
Mimara gereken bir esin perisi.
Just like a muse to me.
Bir peri gibisin.
You already have a muse, darling.
İlham meleğin var zaten, hayatım.
I have never been a muse before.
Daha önce hiç ilham perisi olmamıştım.
A print-seller had an engraving of a Muse.
Bir gravür satıcısında, ilham perisini gösteren bir gravür vardı.
You need to find yourself a muse.
Sen de ilham kaynağını bulacaksın.
I have never had a muse before.
Bana önceden hiç ilham gelmemişti.
It's, you're just a muse.
Sen, yalnızca ilham perisisin.
Results: 916, Time: 0.0401

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish