A RAIN in Turkish translation

[ə rein]
[ə rein]
yağmur
rain
rainy
rainfall
yağdırdık
yağmurdan
rain
rainy
rainfall
yağmuru
rain
rainy
rainfall
yağmurda
rain
rainy
rainfall

Examples of using A rain in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I am here. I am going to need a rain check on that dance.
O dansta bir yağmur kontrolüne ihtiyacım olacak. Buradayım.
I'm gonna take a rain check, all right?
Bir yağmur kontrolü alacağım, tamam mı?
Guess it's a rain date. Give it back!
Sanırım bu bir yağmur buluşması. Geri ver!
Okay, okay… A rain hat. So cold… You're doing fine.
Yağmurluk şapkası. Çok soğuk… Tamam, tamam… İyi gidiyorsun.
I would like some too. But I will take a rain check today.
Ben de isterdim ama yağmur yağacak mı diye bakmam lazım.
You can't find a small plane in a rain forest.
Yagmur ormanlarinda küçük bir uçagi bulamazsin.
You blast it into a spray, it becomes a rain of death.
Bomba olarak patlatırsan ölüm yağmuru gibi olur.
And one day it may be that there a rain forest to get lost.
Bir gün kaybolacağınız, bir yağmur ormanı kalmayabilir.
And We rained upon them a rain.
Ve üzerlerine bir( azab) yağmuru yağdırdık.
said that in American grocery stores, they play a rain and thunder sound, and then a machine spritzes the vegetables.
Davey ona Amerikadaki marketlerde yağmur ve şimşek sesi çaldıklarını sebzelere suyu makinelerin sıktığını söylemiş.
You think I decide to just do a rain forest theme and buy palm fronds
Sence yağmur ormanları temalı bir parti düzenlemeye karar verip,
And We rained on them a rain. And dreadful is the rain of those who have been warned.
Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü.
Then We poured down upon them a rain[of stones]. So observe how was the fate of the guilty!
Ve üzerlerine bir( taş) yağmur( u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu!
The air would, like, before a rain, you know, the ions would line up,
Ve kokuları aynen yağmurdan önce havada oluşan iyonlar gibiydi
And We rained upon them a rain[of stones]. Then see how was the end of the criminals!
Ve üzerlerine bir( taş) yağmur( u) yağdırdık; bak, işte suçluların sonu nasıl oldu!
With the scent of tulips and Nutella in the air. On a crisp night after a rain.
Sadece Pariste olmak istediğini değil… yağmurdan sonra serin bir Mayıs akşamında orada olmak istediğini… havada nane ve nutella kokusuyla.
It was all"a rain of fire" and"pulling strings" and"a soul.
Ateş yağmuru'','' iplerin elinde olması'' ve'' ruh'' tan bahsetti.
Ladies and gentlemen, the umpire has called for a rain delay with the Padres leading the Giants 2 to 1.
Bayanlar baylar, hakem yağmur yüzünden maçı erteledi. Padres, Giants karşısında 2ye 1 önde.
Then she poured on me, a Rain of love… just like you, my dear!
Sonra üzerime yağmaya başladı, aşk yağmuru. Tıpkı senin gibi, benim sevgilim!
You got a rain advisory today.
bildiğiniz üzere arılar yağmurda uçamaz.
Results: 194, Time: 0.0402

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish