AIRFIELDS in Turkish translation

['eəfiːldz]
['eəfiːldz]
havaalanları
hava sahalarını
havaalanlarını
hava alanlarımı

Examples of using Airfields in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This plateau was their landing site as there were no more airfields no towns, no bridges,
Bu plato iniş pistiydi, çünkü artık havaalanları da yoktu, bankalar yoktu,
namely the Novo Selo shooting range, the Graf Ignatievo and Bezmer airfields and a storage facility near the Black Sea port of Burgas.
isim vermek gerekirse Novo Selo atış alanı, Graf İgnatievo ve Bezmer havaalanları ve Karadenizin Burgaz limanı yakınlarındaki depo tesislerini kullanma izni veriyor.
A 2-inch rocket using HE or wire obstacle warheads was introduced first to deal with low-level or dive bombing attacks on smaller targets such as airfields.
Ağır teçhizat ya da tel engel içeren hedefler karşı kullanılan savaş başlığına sahip 2 inçlik roketler, havaalanı gibi daha küçük hedeflere karşı alçaktan uçan ya da pike bombalaması yapan uçaklara karşı kullanıldı.
He is Major Kurt Brest, the airfield commandant taken prisoner.
Havaalanı komutanı Binbaşı Kurt Brest esir alındı.
Anderson Airfield. Guess who paid the bill in cash?
Anderson Havaalanı Faturayı kim nakit ödemiş tahmin et?
Late last night, the Condover airfield was hit in a bombing raid.
Condover havaalanı bir bombalı saldırıda vuruldu. Dün gece geç saatte.
For possible Madeline escape plans. Stephens Airfield would have been the first on my list.
Stephens havaalanı, olası Madeline kaçış planları için listemdeki ilk yer olurdu.
We enter the clouds, that's got to be an airfield.
Bulutlara gireriz'', Bu bir havaalanı olmalı.
Anderson Airfield. Guess who paid the bill in cash?
Bil bakalım kim nakit ödeme yapmış? Anderson Havaalanı.
There is a Soviet military airfield about 75 miles from here.
Mil ilerimizde Sovyet askeri havaalanı var ve.
I got eyes on a second enemy airfield on Taroa Island.
Taroa Adasında ikinci bir düşman havaalanı görüyorum.
Paul, it looks like they're on their way to McGuire Airfield.
Paul, görünüşe göre McGuire Havaalanı yolundalar.
An airfield with long straights, run offs to dive down and buildings to dart in between.
Uzun düzlükleriyle bir havaalanı. binaların arasına cirit gib dalacaklar.
Send all units to the airfield.
Bütün birimleri hava alanına gönder.
I will call the airfield, check if he was alone when he took off.
Uçak pistini arayıp kalkış yaptığında yalnız olup olmadığını kontrol edeceğim.
Listen up! We're crossing the airfield!
Dinleyin, hava üssünü geçeceğiz!
Court Airfield.
Hava alanı mahkemesi.
We needed to get out of the airfield.
Hava sahasından kurtulmamız gerek.
There must be an airfield.
Buralarda, bir uçak pisti olmalı.
Why didn't you tell us about this airfield before?
Niçin bu havaalanından bize daha önce bahsetmediniz?
Results: 40, Time: 0.048

Top dictionary queries

English - Turkish